Bir amacınız olsun
Önceki yazılarımızda da bahsettiğimiz gibi, saf (temel) araştırmalar ile uygulamalı araştırmalar arasında devamlı bir rekabet vardır. Bir tarafı destekleyen araştırmacılar ile diğer tarafı destekleyen akademisyenler, devamlı tartışırlar ve her biri kendisinin haklı olduğunu iddia eder. Aralarındaki farka tekrar bakacak olursak, uygulamalı araştırmalar, adından da anlaşılacağı üzere, problemlere pratik uygulamalar ve çözümler getirmek için çalışırken, temel araştırmalar ise daha basit ve temel bilgileri içerir.

AKADEMİGünümüzde ise, uygulamalı araştırmalar bir adım daha öne geçerken,  temel araştırmalar ise artık sembolik bir konuma düşmüştür. Uygulamalı araştırmalar problemlere hızlı ve pratik çözümler getirdiği için şirketler ve özel kurumlar tarafından da, daha yakından takip edilmekte ve desteklenmektedir. Yani kısacası, bu tarz araştırmalar daha kolay para kazandırırlar. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki, uygulamalı araştırmaların üstünlüğünü, her türlü çalışmada tartışmasız olarak kabul etmek, tehlikeli bir varsayımdır!

Mikro kredi tartışması
Dünya Bankası ekonomistleri, Shahidur Khandker ve Mark Pitt’in mikro kredi kullanımı üzerine yaptıkları meşhur bir araştırma ilginç bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Hikâye şu şekilde başladı. Bu iki araştırmacı, Grameen Vakfı adına mikro finans programlarının, yoksulluğu gidermek için etkili bir araç olduğunu gösteren akademik bir çalışma yaptılar. Fakat David Roodman ve Jonathan Murdoch isimli başka iki araştırmacı, çalışmada gösterilen verileri ve yöntemleri kullanarak aynı sonuca ulaşamadılar ve işte ne olduysa ondan sonra oldu!  Bu arada, en büyük finansal kurumlardan bazıları, Khandker ve Pitt’in çalışmaları üzerine, aynı gruba ait Grammen Bankası’na fon sağlamak için ciddi kontratların altına imza attılar!

Khandker ve Pitt’in çalışmalarının tekrar edilememesinin sebebi, en başta kullandıkları veri setlerinin tamamının kamuya açıklanmamış olması, olarak gösteriliyor. Bu şekilde yapılan bir çalışmanın verileri, tüm şeffaflığı ile paylaşılmaz ise bu iki tarafa da zarar verir. Örneğin, çoğu kişi, bu olayda,  bu iki araştırmacının bir şeyler sakladığına inanıyor ve bu yüzden topladıkları verilerin tamamını paylaşmadıklarını söylüyor. Bu da tabii ki önceden de bahsettiğimiz taraflı araştırmalar kategorisine giriyor; yani, daha başlanmadan sonucu belirlenmiş araştırmalara.

Öte yandan bazı kişiler de Roodman ve Murdoch’un tekrar çalışmasının yanlış olduğunu düşünüyor. Böyle düşünenler de büyük ihtimalle Grammen ile ilişkisi olan kişiler!

Kaybedilmiş güven
Akademik araştırma ifadesi, ciddi anlamda güven duygusu verir. Acemi bir akademisyen, sıralamaların manipüle edilmesinden, sahte değerlendirmelerden ve hatalı derecelendirmelerden habersiz olabilir. Ancak, eğer ortada herhangi bir güven olgusu kalmamış ise, işler oldukça zorlaşır. Bir araştırma projesinin tamamen onaylandığı iddia edilse bile buna yüzde yüz kimse inanmaz. Tam anlamıyla şeffaflık sağlanamaz ise, ne yazık ki,  çalışmalar ve araştırmalar kesin deliller olsa bile yayınlanamaz.

Share Button