Giderek artan endişe

Ne yazık ki, her alanda olduğu gibi bilim dünyasında da suistimallere gitgide daha sık şahit olmaktayız. Dergilerden geri çekilen makale sayısı ve akademik usulsüzlük skandalları giderek artıyor. Bunun başlıca nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Üstün akademik performans göstermeleri için araştırmacılara sürekli baskı uygulanması,
  • Kısılan bütçeler,
  • Kötü idarenin araştırmacıları etik olmayan davranışlara zorlaması,
  • “Herkes bunu yapıyor ve ben sadece bu seferlik yapıyorum” anlayışı.

“Sadece bu seferlik” anlayışı kaygan bir zemin

“Sadece bu seferlik” anlayışı bir masks-before-computer-cartoon-300x229argüman olarak sıklıkla karşımıza çıkmaya başladı. Ancak aşağıdaki örneklerden de anlaşılacağı üzere, bu oldukça tehlikeli bir durum. Önce akademi dünyasının dışından, büyük bir firma ile ilgili çarpıcı bir örnek vererek başlayalım. Daha sonra da akademik dünyada bu konuya ilişkin neler olup bittiğine göz atalım:

Muhtemelen, Enron şirketinin olaylı iflasını duymayan kalmamıştır. Enron, 1985 yılında birkaç şirketin birleşmesiyle kuruldu ve kurulduğu anda ABD ‘nin en büyük doğal gaz dağıtıcısı haline geldi. Şirket, 2000 yılında Fortune dergisinin ABD’nin en büyük 500 şir­keti sıralamasında yedinci sırada yer aldı. Ancak, büyük bir sermaye projesindeki beklenmedik bir gecikmeden ötürü 3 aylık bir dönem için finansal rakamlarını manipüle eden şirket yönetimi, sonradan bunu bir alışkanlık haline getirdi ve her dönemin rakamlarıyla oynamaya başladı. Ve sonunda da iflas bayrağı çekilmiş oldu.

Diğer yandan, makaleleri uluslararası bilimsel dergilerde yayımlanan Hollandalı psikolog Diederik Stapel ise hazırladığı doktora çalışması ile akademi dünyasında bir yıldız gibi parlamıştı. Ancak, Spatel daha sonra üzerindeki ağır “performans baskısının” kendisini sahte araştırmalar üretmeye ittiğini söyleyerek, verileri çarpıttığını ve olmayan veriler ürettiğini itiraf etmek zorunda kaldı. Kendisi bu sahtekârlığı şöhretini korumak adına on yılı aşkın bir süre boyunca devam ettirmişti. Sonunda, sadece üniversiteden uzaklaştırılmakla kalmadı aynı zamanda itibarını da kaybetmiş oldu.

Sonuçlarını bilip, bunlara katlanmak gerek!

İşte yukarıdaki örneklerde görüldüğü üzere, “bir seferlik” diye başlanan sahtekârlık alışkanlık haline gelebiliyor. Fakat “bir seferlik” olsa bile, bedeli çok ağır olabiliyor. İşte dikkatinizi çekecek bir örnek daha:

  • İngiliz tıpçı Andrew Wakefield otizm ve KKK aşısı arasında sahte bir ilişki kurmak için uydurma veriler oluşturdu. Fakat bu, sonunda onun tıbbi lisansına ve geçim kaynağına mâl oldu.
  • Dünyaca tanınmış tıp dergisi Lancet, yayımladığı araştırmasını geri çekmek zorunda kaldı ve hatta Wakefield’ın araştırmaları konusundaki dürüstlüğünü sorgulayan son derece eleştirel bir makale bile yayımladı.
  • Wakefield’in aşı karşıtı çalışması yüzünden ebeveynler çocuklarına aşı yaptırmadığı için, birçok kişi kızamık virüsü ile mücadele etmek durumunda kalıyor.

Bu sahtekârlıkların sonuçları, prestij kaybı, işinden, unvanından ve lisansından olma, mali kayıplar ve hatta insanlara verilen zararlar şeklinde özetlenebilir.

Profesyonel saygınlığın geri kazanılması

ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH), Araştırma Programlarında Profesyonellik ve Bütünlük (PI Programı) adında, yeni bir program finanse ediyor. Bu program, daha hafif ihlallerden suçlu bulunan araştırmacıların yeniden akademik dünyaya kazandırılmasına yönelik bir çalışmayı içeriyor ve St. Louis’deki Washington Üniversitesi’nde Klinik Araştırma Etiği Merkezi’nin direktörü James DuBois tarafından yürütülüyor.

PI Programı, ilk olarak 2012 yılında test edildiğinde, ‘RePAIR’ (Restoring Professionalism and Integrity in Research) yani Profesyonellik ve Araştırmada Bütünlüğün İadesi olarak biliniyordu.

PI Programı, bilimsel suistimal ile suçlanan araştırmacıların akademik dünyaya dönmelerine yardımcı olmak için onlarla çalışmalar yürütüyor. Araştırmacıların kabul görmüş araştırma kurallarını ihlal etmesine yol açan nedenler inceleniyor ve bunların tekrarlanmaması için bir yönetim planı geliştiriliyor. Mezun olanlar, bir tamamlama belgesi alıyorlar ve bu belge bağlı oldukları kuruma da iletiliyor.

Bir yanılgıya düşüp akademik ihlallere başvuran araştırmacıların, bilim dünyasına yeniden kazandırılmasına önemli katkılarda bulunan bu programa bazı eleştiriler de yöneltiliyor.  Bu da ister istemez söz konusu programın etkinliği konusunda bazı soru işaretleri oluşturabiliyor.

Share Button