İntihal olayları, gitgide yaygınlaşarak bilim dünyasının en önemli sorunlarından biri haline geldi. Bunun birçok farklı sebebi olduğu gibi, değişik biçimleri de bulunuyor.

Niyet Önemli!

En üst sırada yer alan üç bilimsel suistimal kategorisi, giderek artan önem sırasına göre şu şekilde listelenebilir:

  1. Eser hırsızlığı ya da intihal olarak bilinen, başkasına ait eserleri veya araştırmaları atıfta bulunmadan ve kaynak göstermeden, kendine aitmiş gibi kullanmak.
  2. Tercih edilen sonuçları elde etmek için deneyleri veya eldeki verileri manipüle etmek.
  3. Verileri, istenen sonuçlar doğrultusunda manipüle etmenin ötesinde, yeni baştan oluşturmak ya da uydurmak.

İntihal, kasıtlı olabileceği gibi kasıtsız da olabilir. Dolayısıyla bilimsel suistimalin, bilinçli olarak mı yoksa bilmeden mi yapıldığını anlamak önemlidir. Örneğin, eser hırsızlığı, zaman zaman istenmeden, kasıtsız bir şekilde gerçekleşebiliyor. Yanlış referans verme veya adil kullanım konusundaki yanlış anlaşılmalar, buna neden olabiliyor. Ancak, orijinal yazarın isminin paylaşılmaması, tartışmasız kasıtlıdır. İntihal ile gerçekleşen ihlal sonucu herhangi bir bilimsel veri kaybolmaz ya da bozulmaz. O yüzden, bu tür ihlaller, sıralamada en ‘hafif’ ihlaller arasında yer alıyor.

Yukarıda ikinci sırada yer alan suistimaller söz konusu olduğunda, elde edilen sonuçların tamamen sahte olduğunun kanıtlanması halinde, niyetin sorgulanmasına gerek bile yoktur. Zira bu durum, insanların refahına zarar verebilir. Bu nedenle, eser hırsızlığına göre daha ciddi ihlallerdir.

Üçüncü durumda ise, niyetin belirlenmesi oldukça zordur. Eğer bir araştırma grubu, yanlış bir pozitif sonuç üzerinde odaklanmışsa, bu kasıtlı mıdır yoksa sadece hatalı bir matematik işleminin sonucu mudur? Bu ihlalin bilerek yapılmış olması halinde, yine potansiyel olarak insanların refahına zarar verebilecek koşullar ortaya çıkabilecektir.

Ümitsiz bir mücadele

Bilimsel makalelerin geri çekilmesi ya da tekzip yayımlanması örneklerindeki artış, bilimsel suistimale karşı verilen savaşı kaybettiğimizi gösteriyor. Bununla birlikte, dergilerin daha çok yeni ve pozitif araştırmaları yayımlamayı tercih etmesi, birbirini tekrar eden çalışmaların görmezden gelinmesi anlamına geliyor ve durumun aslında ne kadar vahim olduğunu da ortaya koyuyor.

Rekabet, ihlalleri teşvik ediyor

Maalesef, bilimsel yayınların değerlendirilmesinde niceliğin niteliğin önüne geçmesi ile birlikte bilimsel suistimaller de arttı. Tekrarlanamayan çalışmalar yıllar boyunca yayında kalıyor çünkü yazarlar herhangi bir açıklamada bulunmuyor, söz konusu çalışmaya dair kapsamlı verileri sağlamıyorlar veya makalelerini geri çekmeye yanaşmıyorlar. “Yayınla ya da yok ol” baskısı, meslektaşlar arasında teşhir edilme tehlikesini ya da rezil olma korkusunu bile ezip geçiyor.

Özetle, az sayıdaki fırsatlar için mücadele etmek durumunda kalan çok sayıda akademik personel olduğu sürece, bu problem aşılamayacak ve hatta daha da büyüyecek gibi görünüyor.

Örtbas etmek, uyarıda bulunmak veya bir daha olmayacağına dair söz almak, etkili caydırıcı önlemler değildir. Bunlar, etik davranmayan bilim insanlarının, ihlale bir son vermesini sağlamaz. Her şeye rağmen yine de şanslarını deneyip bu durumdan sıyrılacaklarını umanlar mutlaka olacaktır.

Temel önlemlerle başlayın

Bilimsel suistimallere karşı yeterince caydırıcı olabilmenin yolu, bir takım ceza ve yaptırımlardan geçiyor. Örneğin, intihal yapanlara belirli bir süre için yayın yasağı getirilmesi ile başlanabilir. Bu süre zarfında, söz konusu kişiye yaptığı hatayı düzeltmesi için bazı eğitimler verilebilir. Zaten, intihali önlemenin en etkili çözümü, küçük yaşlardan itibaren bilim ve bilim etiği konularında, hatta meslek etiği konusunda eğitim vererek bu bilincin oluşturulması ve aşılanmasıdır.

Başka bir bakış açısından bakıldığında, bu suistimaller potansiyel olarak büyük zararlara yol açabileceği için, kötü niyetin kanıtlandığı durumlarda verilecek cezanın bu zarar ile tutarlı olması gerekir. Bazı durumlarda akademisyenin lisansının veya unvanının elinden alınması bile neden olunan zararın yanında yeterince büyük bir ceza olmayabilir.

Share Button