Yayıncılık işi geçmişe göre, oldukça fazla değişim gösteren bir sektördür. Akademik yayıncılık konusunda, özellikle gelişen teknoloji ve internet ile birlikte araştırmacılar için farklı kapılar açılmıştır. Yıllarca üzerinde çalıştığınız çalışmanızın yayınlanma zamanı geldiğinde, işler bazen istediğiniz gibi gitmeyebilir. Araştırmacılar, kendi yaşadıkları zorlukların yanı sıra yayıncılarla ilgili de birtakım pürüzlerle karşılaşabilirler. Akademik araştırmacıların genellikle hangi sorunlarla karşılaştığına gelin birlikte şöyle bir bakalım.

Sahte yayıncılar

Açık erişime sahip sitelerin ve online yayıncılığın ortaya çıkması, akademik yayıncılığı büyük ölçüde değiştirdi ve değiştirmeye devam etmektedir. Bugünün araştırmacıları, güvenilirliği sorgulanan, sahte ve avcı diye tabir ettiğimiz akademik dergiler ile mücadele etmek zorunda kalmaktadırlar.

Önceki yazılarımızda da bahsettiğimiz bu yayıncılara karşı, araştırmacıların dikkatli olması gerekmektedir. Eğer akademik bir araştırma hazırlıyorsanız, e-posta adresinizi, araştırma yapmak için muhtemelen birçok siteye vermişsinizdir. İşte bu adresleri kullanan, sahte ve avcı yayıncılar, sizden belli paralar karşılığında, makalenizi yayınlayabileceklerini belirten mesajlar atabilirler. Bu yayıncılar, ne hakem denetimi yaparlar, ne de doğru düzgün bir editör kadrosuna sahiptirler. Fakat çoğu saygın akademik dergiden ret cevabı alan genç araştırmacılar, bu tarz dergileri bir çıkış noktası olarak görmektedirler. Burada yapılacak olan “denize düşüp yılana sarılmak” olmamalıdır. Gelen yorumlara göre araştırmanızı düzenleyip, tekrar başvurmanız sizin için çok daha iyi olacaktır. Bir anlık umutsuzluk ile sahte yayıncılara aldanmayın.

Dil sorunu

Akademik araştırmanızın dili, küresel bir etki yaratabilmesi ve kabul görmesi için mutlaka İngilizce olmalıdır ki bu artık herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Fakat Türkiye gibi ana dili İngilizce olmayan ülkelerde, araştırmacıların karşılaştıkları en büyük engel budur. Ana dili İngilizce olan araştırmacılar bile, akademik araştırmaların yazımında zorlanırken, ikinci dili İngilizce olanların çektiği zahmeti siz düşünün. Türkiye’de akademisyenler arasında yapılan bir araştırmaya göre, karşılaşılan en büyük zorluk, araştırmayı İngilizce olarak, iyi bir şekilde ifade edebilmektir. Çünkü yazarken yaptığınız dil bilgisi, kelime ve cümle hataları hakem değerlendirme sürecini olumsuz bir şekilde etkileyebilir.

Araştırmacıların karşılaştığı diğer zorluklar ise, bazı yayıncıların ve hakem değerlendirme komitesi üyelerinin, anadili İngilizce olmayanlara karşı gösterdikleri önyargı, finansman zorlukları ve uluslararası bir araştırma yerine yerel çalışmalar için lokal kurumlar ile yapılan iş birlikleridir.

Araştırma konusu

Günümüzde araştırmaların çoğuna, özel kurumlar tarafından fon sağlanmaktadır. Üniversitelerin kesilen bütçeleri ve yaşanan mali sorunlar bunu zorunlu kılmıştır. Tabi ki özel kurumların ve şirketlerin akademik araştırmalara destek vermesi önemlidir fakat bunun araştırma konularını etkilemesi pek de iç açıcı bir durum değildir. Çünkü araştırma konularının özel şirketler tarafından belirlenmesi, yayıncıları da etkilemektedir. Yayıncılar, daha fazla okunmak, daha fazla alıntılanmak ve daha fazla satmak için, artık ilgi çeken ve daha önce hiç yayınlanmamış etki yaratacak araştırmaları yayınlamak istemektedirler. Bu durum, araştırmacıları çoğu zaman istemedikleri konularda ve alanlarda çalışmak zorunda bırakmaktadır. Eğer kendi istedikleri alanlarda bir araştırma yaparlarsa veya bir tekrar çalışması hazırlarlarsa, bunun yayıncı tarafında karşılığını bulmak oldukça zor olacaktır.

Share Button