Diyelim ki, bir konferansta konuşacaksınız ve çalışmanızı sunmak için 300 kelime kullanmanıza izin veriliyor. Ya da bir dergi araştırma raporunda en fazla 2500 kelime ile sınırlısınız. Eğer bilim insanıysanız veya daha önce akademik bir yazı kaleme aldıysanız, eminiz, bu tip senaryolarla birçok kez karşı karşıya gelmişsinizdir.

Laf kalabalığının arkasında gizlenen fikirler

Ne tür yazı yazarsak yazalım, herhangi bir fikri yeterince iyi aktaramadığımızı hissettiğimizde, kendimizi ifade etmek için daha fazla kelime kullanırız. Bu, paradoksal olarak durumu daha da kötü hale getirir. Büyük ihtimalle siz çabaladıkça, fikirleriniz bir sürü kelimenin arkasında gizlenmeye devam edecektir.

Kelime kısıtlamaları ile baş etmenin yolları

Düşüncelerinizi kısa ve öz bir şekilde anlatmaya yardımcı olacak bazı ipuçlarını sizlerle paylaşıyoruz:

  1. Boşluk dolduran kelimeler hiçbir mesaj vermeden sadece yer kaplar. Bunlar, bilimsel metinlerin arasında gizlenir ve ancak onları fark etmeyi öğrendiğinizde, bu gereksiz kelimeleri silerek yazınızı daha kısa ve net bir hale getirebilirsiniz. Bu kelimelere verilebilecek tipik örnekler şöyledir:
  • Çok
  • Gerçekten
  • Vardır
  • Gözlenmiştir/bulunmuştur
  • Rapor edilmiştir
  • Gerçek şu ki
  1. Edilgen cümleleri etken cümleler haline getirin. Bir zamanlar bilim insanlarından edilgen cümle yapısını kullanmaları talep edilirdi. Bu tarz cümle yapısının oldukça fazla savunucusu vardır. Son zamanlarda ise dergilerin çoğu ve burs verenler arasında etken cümle yapısı kabul görmeye başlamıştır. Hatta dünyaca ünlü “Nature” ve “Science” gibi dergiler, özellikle etken cümleleri tercih etmektedir. Bu şekilde kurgulanan cümleler daha kısa olduğu için, yazınızı daha okunur kılmaktadır. Ayrıca, anlatmak istediklerinizi doğrudan ifade etmenize de izin verir.
  2. Okuyucuya bir noktayı sadece bir defa ifade etmeniz yeterlidir. Bunu açıklamaya ne gerek var diye düşünebilirsiniz ancak farkına varmadan ama sık sık yapılan bu hataya dikkat çekmek zorundayız. Çoğu araştırmacı makale yazımı boyunca, aynı bilgiyi defalarca tekrar eder. Bu konu ile ilgili dikkat edilmesi gereken sorular şunlardır:
  • Makale metninde, tablolardaki verileri tekrar ediyor musunuz?
  • Bir şekli yorumlamak için verdiğiniz bilgiye, hem şekil başlığında hem de makalenin metin kısmında yer verdiniz mi?
  • Bazı bilgileri makalenin hem başında hem de sonunda, neredeyse kelimesi kelimesine tekrar ettiniz mi?

Mantığa uygun bir şekilde yapıldığında, bilgileri kritik bilgileri vurgulamak amacı ile tekrarlamak faydalı olabilir. Ancak fazla tekrara düşmek okuyucuyu sıkar. Eğer sıkı bir kelime limitiniz varsa, fazlalıklardan kurtulmak çok önemlidir.

  1. Kısa adlar kullanın. Bununla kastettiğimiz, örneğin “Türk Eğitim Vakfı” yerine “TEV” kısaltmasının kullanılmasıdır. Yine de çok fazla kısaltma kullanmak yazının okunmasını zorlaştırır. Ancak sık kullanılan uzun ifadeler için, kısa adlar kullanmayı düşünebilirsiniz. Bunun dozunu da iyi ayarlamalısınız.
  2. Fiili isme çevirmeyin. Buna örnek vermek gerekirse: “İstanbul’daki konferansta ben de konuşacağım” yerine, “İstanbul’daki konferansta ben de konuşma yapacağım” cümlesini kullanmayın. Adlaştırma, cümleyi daha dolambaçlı hale getirecek ve kelime sayısını da arttıracaktır.

Burada bahsettiğimiz noktalar size küçük hesaplar gibi görünebilir ama tüm ipuçlarını ve makalenizin tamamını göz önünde bulundurduğunuzda, kendinize epey geniş bir hareket alanı açmış olacaksınız.

Bu beş ipucunu uygulamayı deneyin. Bir süre sonra bunlara farkına bile varmadan dikkat ettiğinizi fark edeceksiniz. Bu sayede kelime sınırlamaları ile baş etmek, çok daha kolay bir iş olacaktır.

Share Button