Temel ve preklinik araştırmaların çoğaltılamadığı sıklıkla farkedilmektedir. Aslında çoğaltılamayan çalışmalar literatürde kalmaya devam etse de, diğer araştırmacılar bulguları tekrar etme uğraşlarıyla hem zaman, hem de kaynaklarını kaybediyorlar. Bu gereksiz israfı engellemek ve aynı zamanda ağırlıklı olarak bilim ve araştırmacılara özgün ve daha iyi metodoloji  yürütmelerinde yardımcı olmak yolunda negatif veri yayınlanması önemlidir. Buna ek olarak, bu tarz veri yayınlayabilmek için, yayıncıların daha iyi yayınlama modelleri geliştirmeleri gerekir; buna örnek olarak Faculty of 1000 Research (http://f1000research.com/; F1000Research) verilebilir. Özellikle endüstride yapılan preklinik araştırmalar üstüne yoğunlaşılmıştır. Bu model yayıncı ve araştırmacılara hala yeni olsa da, birçok araştırmacı bu yeni girişime prensipte oldukça heveslidir. Yine de, bu tarz yayınların artışı hala oldukça az ve etkileri hala görülmeyi beklemektedir. Bu yeni gelişime bir cevap olarak, Ulusal Sağlık Örgütleri ve diğer kuruluşlar, daha çok açıklık, veri analizi ve titiz araştırma metodlarına ihtiyaç duyan kılavuzlar oluşturmuşlardır.

Negatif veri yayınlanmasının artışıyla birlikte araştırmacılar, akademik bulguları çoğaltma sürecinde birikmiş ve henüz yayımlanmamış verileri yayımlatma imkanı bulacaklardır. Araştırmacılar genellikle kurum içindeki verileri yayımlamaz ancak negatif veri yayımlanması, araştırmacılara, literatürün düzeltilmesi ve yararsız projelerde harcanacak zamanın kazanılması açısından yarar sağlayacaktır.

Negatif bulguların yayımlanması konusundaki uzman görüşleri

4Tarafsız bilimin özgün hipotezlerin oluşturulmasına ortam hazırlamak açısından negatif sonuçların yayınlanmasına ihtiyaç duyduğu aşikardır. Ancak, bu mesele bilim felsefesinin kalbine iniyor ve kar amacı gütmeyen bilime ağır geliyor. Faydacıl bilimlerin küresel egemenliğiyle, negatif sonuçlar genellikle kötü fikirlerin belirticisi olarak algılanıyor. Bununla birlikte, Einstein’ın atom bombasıyla ilgili bir düşüncesi olmadığı ve 100 yıl öncesinin fizikçilerinin şimdiki bilişim teknolojilerine katkılarından haberdar olmadıkları gibi, bugünün sicim teorisyenleri de kendi matematiksel modellerinin birgün geçerli kılınıp kılınmayacağı ve kendi başlarına yararlı olup olmayacağı konusunda bir tahmin yürütemiyorlar.

Negatif veriler ne yazık ki kullanılabilir hale getirilmedikleri zaman yararsızdır; ancak, genellikle, negatif sonuçların yayınlanması bir yana, geçerli kılma çabası bile garanti değildir. Bununla beraber, klinik denemeler, sonuçları düşünülmeden ileriye dönük planlara göre yapılır, oysa ki, temel araştırma benzerleri hızla olumsuz verilerin karşısında iptal edilmiştir. Bununla birlikte, temel biyolojik bilimler, moleküler sistemlerin karmaşık ağlarıyla doludur ve sistem biyologlarının çalışmaları tüm moleküler yolların anlaşılmaz entegrasyonunu göstermektedir. Böylelikle, kontrol edilemeyen biyolojik karmaşıklığın karşısında, moleküller arasındaki tekrar edilemeyen birliklerin yorumlanması muhtemelden ziyade mümkündür. Biolojik sistemler ile ilgili araştırmaların tekrar edilebilmesi zor olacağından, negatif sonuçların, herhangi bir dergide yayınlanmasa bile bir yere not edilmesi araştırmacılar ve gelecek araştırmalar açısından yararlı olacaktır.

PhD, Kanser, Bilimsel ve Tıbbi Yazımda 12+ YılTecrübe, AU

expBir hipotezi test ederken eğer deney, hipotezi destekleyecek bir sonuca ulaştırıyorsa, bu sonuç yayımlanmaya değer olarak görülür. Bununla birlikte, hipotezin yanlışlığını yansıtan beklenmeyen sonuçlar asla yayımlanmaz ve çoğu dergi bu sonuçları yayımlamayı kabul etmez. Dönüp baktığımızda, negatif verilerin yayımlanmamasının bilimi önemli ölçüde etkilediğini gördüğümüz birçok örnek mevcuttur.

Michelson–Morley deneyi dikkate değer bilimsel etkilere sahip olan negatif sonucun klasik bir örneğidir. Deneyi yapanlar ışığın hızını birbirinden farklı eylemsizlik çerçevelerinde ölçtü–Dünya’nın yörüngesinin yönünde ve tersinde – ve o an için geçerli olan ışığın yayılımı teorisine bağlı olarak sırayla daha hızlı ve daha yavaş hızlar bulmayı bekliyorlardı. Ancak, ışığın hızının her yönde aynı olduğunu keşfettiler. Bu negatif sonuç fizik camiasında büyük hayret uyandırdı ve sonunda göreceliğin özel teorisinin oluşmasına yol açtı. Bu “negatif sonuç”, herhangi bir “pozitif sonuç”un bilimi ileriye götürmek adına yapacağı katkıyla aynı seviyede katkı yaptı. Bugünün dünyasında, bu deneyin bir başka kayda değer etkisi ise LIGO dedektörleri tarafından yerçekimsel dalgaların farkedilmesi oldu. Bu dedektör ışın demetlerinin birbirleriyle “kesişme” yollarını tanımladı ve ışığın geçerken ışın demetleri arasındaki mesafelerinin karşılaştırılabilir değişimlerini açığa vurdu, ki bu da 1887’deki Michelson–Morley deneyinin temeliydi. Yayıncılık topluluğu böylelikle bu tarz sonuçları yayımlama konusunda artık daha duyarlı olmaya başladı. Herkesin erişebildiği  f1000Research dergisi yaşam bilimleri alanında pozitif sonuçların yanında negative sonuçları da yayımlarken, Journal of Negative Results in Biomedicine gibi dergiler yalnızca negative sonuçları yayımlıyor. Bu bizim hoş karşılamamız gereken bir akım. Benim görüşüm, bilgiyi ileri götürecek bütün bilimsel verilerin yayımlanması gerektiği yönünde, pozitif ya da negatif…

PhD, Organik Kimya, Bilimsel ve Tıbbi Yazımda 6+ yıl tecrübe, ABD

3Sadece pozitif araştırma sonuçlarını yayımlamak bir zorunluluk değildir. Yalnızca pozitif sonuçları yayınlamak sınırlı ve çarpık bir görüş elde edilmesine neden olur. Genelde, bilimsel deneyler esnasında bir hipotez yaratılır, deneyler yapılır ve eğer sonuçlar pozitifse teziniz veya yazınız akademik dergiye gönderilir, ancak sonuçlar negatif çıkarsa genellikle görmezden gelinir ve yayımlanmaz. Yapılabilecek daha tarafsız ve iyi bir yaklaşım ise sağlam temelli hipotezleri temel alan deneylerin sonuçlarını ne olursa olsun yayımlamaktır. Bunun daha iyi bir yaklaşım olmasının iki ana sebebinden biri negatif sonuçları yayımlamayıp yalnızca seçilmiş parçaların yayımlanmasının zaman ve kaynakların heba edilmesine yol açacak olması ve başka araştırmacıların aynı soruları gözönünde bulundurup aynı deneyi tekrar yapıp tekrar başarısız olacak olmalarıdır.

Negatif verinin yayımlanması daha büyük veri paylaşımına ve bilim topluluğu tarafından daha büyük başarıların kazanılmasına ortam sağlar. İnsanlar genellikle başarılarından çok hatalarından bir şeyler öğrenirler ve aynısı bilim topluluğu için de söylenebilir.

MS, Bilgi Teknolojileri, 11+ yıl İngilizce-Japonca Çeviri tecrübesi, Japonya

Özet:

Negatif veri yayımlanmasının artışıyla birlikte, araştırmacılar akademik bulguları kopyalama sürecinde birikmiş ve ya henüz yayımlanmamış verileri yayımlatma imkanı bulacaklar. Negatif veri yayımlanması araştırmacılara, literatürün düzeltilmesi ve yararsız projelerde harcanacak zamanın kazanılması açısından yarar sağlayacaktır.

Share Button