Akademik makalelerin genellikle birden fazla yazarı vardır. Son yıllarda farklı bilim dallarında işbirliği ve coğrafi sınırları aşan ortak çalışmalar vasıtasıyla birden fazla yazarı olan makalelerin sayısı artmakta, bu durum makaleye katkıda bulunan yazarların rolünün doğru bir biçimde tanımlanmasını önemli bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkarmaktadır.

Kim ne yaptı ?

Bir araştırmacı, deneyleri tasarlayıp yürüterek, verileri analiz ederek ya da makaleyi kaleme alarak, bilimsel bir yayına çeşitli şekillerde katkıda bulunabilir. Geleneksel olarak, ilk yazarın ismi en çok katkıda bulunan kişi olarak sayılıp en başta gelirken, araştırmaya sonraki süreçte katılan yazarların rolü çok iyi tanımlanmamaktadır. Birçok araştırma alanında, araştırmanın itici gücü olarak görüldüğünden, son yazarın adı ilk yazar kadar öne çıkmaktadır. Oysa ki resmi olmayan bu uygulama her zaman doğru olmayan bir varsayımdan yola çıkmaktadır.

Günümüzde yazar isimlerinin makalede hangi sırayla yer alacağı, katkıda bulunma, alfabetik sıra, kıdem ya da diğer kriterler üzerinden, farklı şekillerde belirlenebilmektedir. Bu, hem gerçek anlamda yapılan katkının değerinin temsiline hem de değerlendirme komitelerinin ileriye yönelik düşüncelerine etki etmekte, bir diğer deyişle üçüncü şahısların yazar listesini doğru bir şekilde yorumlamasına engel olmaktadır.

Meslektaşlar, editörler, akademik kurumlar ve araştırmaları finanse eden kuruluşlar bu nedenle araştırma projelerine bireysel katkıda bulunanlarla ilgili daha detaylı bilgi alma yoluna gitmektedir. İki yazarlı bir makalede birinci ve ikinci yazarı adil bir biçimde sıralamak kolay olsa da yazar sayısı arttıkça sıralama yapmak zorlaşmaktadır. Bu konuya yönelik çözüm önerileri neler?

Sektörden uzmanların bu konudaki değerlendirmelerine bir göz atalım :

Uzmanlarımızın Çok Yazarlı Yayınlarda Yazar İsimlerine Gereken Değeri Vermek Üzerine Düşünceleri

pic1
“Yazar ismi konusundaki çelişkiye karşı iki önlem CRedit ve OpenRIF”
MA, Bilişsel Bilimler  (7 yılı aşkın akademik yayıncılık deneyimi, ABD)

Bir çalışmada genellikle en çok ilk yazarın adının geçtiğini düşünürüz. Fakat bu her zaman geçerli bir olgu değil. Diğer yazarlar projenin farklı yönlerine büyük ölçüde katkıda bulunmuş olabilirler, ancak yazarların adının sıralanmasında var olan standartlar bu konuda tanınırlık açısından etkili değil. Örneğin bir dergide alfabetik olarak sıralama yapıldığında listeye bakarak kimin hangi görevi gerçekleştirdiğini söylemek mümkün değil.

Birçok okuyucu hangi araştırmacının hangi bölümden sorumlu olduğu fark etmeyebilir, ancak mesleği araştırmacıları değerlendirmek olan biri için hangi kısımlara kimin katkıda bulunduğunu kestirmek zor olabilir. Bir yazarın bir yazıya nasıl katıldığını ayırt etmek bazı koşullarda büyük önem arz eder. Bir bursa, hibeye ya da eğitim programına başvururken söz konusu araştırmaya, diğer yazarlara kıyasla ne ölçüde katkıda bulunduğu sorulabilir.

Bir başka olgu da bir yazarın isminin, gerçek anlamda esere katkıda bulunmamış olmasına rağmen, yazarlar listesinde geçmesidir; ki bu kafa karışıklığı yaratan bir durumdur. Bu tür ”misafir yazarlar” çalışmanın güvenilirliğinin artmasına yardımcı olsa dahi diğer yazarların görevinin tanımlanmasında belirsizliğe sebep olabilir.

Bahsettiğimiz gibi, yazar ismi listesi konusuna açıklık getirmek amacıyla tasarlanan programlar mevcuttur. Yazar ismi konusundaki çelişkiye karşı iki önlem  CRediT ve OpenRIF. CRedit dergilerin katkıda bulunanlar listesi kullanmasına olanak sağlamakta ve resmi olarak yazar listesinde adının geçmesine bakılmaksızın katkıda bulunan kişilerin tanınmasını sağlamaktadır. OpenRIF de araştırmaya belirli alanlarda yapılan katkıyla ilgili bilgilerin sınıflandırılması konusunda şeffaflığı artırmaya çalışmaktadır.  CRediT ve OpenRIF sayesinde araştırmacılar yaptıkları çalışmalarının altına isimlerini yazdırabilmektedir.

1111111111111
“Aslolan yazarlıktır ve çok yazarlı çalışmalardaki artış, bu işe rağbetin daha da artmasına neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak yazarlık mevkiinin kazanımı için müthiş bir baskı oluşmakta…”
PhD, Kanser (Bilimsel ve tıbbi yazım alanında 12 yılı aşkın deneyim,  AU)

Yazarlık, araştırma kariyeri söz konusu olduğunda en revaçtaki meslek ve her revaçta olan şey gibi bozulmaya müsait.  Kıdemli bir akademisyene fahri yazarlık verilmiş olması durumunda ya da katkıda bulunanların ismi çalışmaya eklenmemiş olması halinde, her şekilde bir çalışmada başta adı geçenlerin listesi aslında kimin ne yaptığına dair pek bilgi vermiyor. Katkıda bulunan yazarlar kısmı bu açıdan konuya biraz netlik kazandırsa da sonunda yine en başta ve sonda adı geçen yazarların çalışma üzerinde öncelikli olarak sorumlu olduğu farz ediliyor ve en çok onların ismi zikrediliyor.

Bilimin, büyük fikirlerin iletişim ve müzakere yoluyla üretilmesine olanak sağlayan, işbirliği içeren bir uygulama olduğunu düşündüğümüzde, yazar olarak adınızın geçmesi  gerçek anlamda yalnızca finansman bulmak açısından önemli. Bu amaçla, araştırmacıların yapıtlarını ölçmek adına son on yıl içinde h-faktörleri tanımlanmış, bu ölçüm genellikle yazarların yazar listesindeki pozisyonları gözetilmeksizin, adlarının geçtiği yayın sayısı üzerinden yapılmıştır. Bu ölçü yayın sayısı ile alıntı sayısı arasında bir denge sağlanmasını mümkün kılmaktadır. Az sayıda yayına imza atmış, az deneyimli araştırmacılar için, etki yaratan tek bir yayın akademik camiada saygınlık anlamına gelebilir, ancak bu yazarın h-faktörünü kısa sürede yükseltecek bir olgu değildir. Diğer taraftan çok sayıda eser vermiş kıdemli araştırmacılara bakılacak olursa, yaptıkları düşük etkili yayınlar zaten h-faktörlerine etki etmemektedir.  Bununla birlikte alıntı sayısının çok üstünde yayın sayısına sahip olan bir araştırmacı, geçen zamanla birlikte alıntı sayısı arttıkça h-faktörünün pasif bir şekilde arttığına tanık olabilir. Her şekilde aslolan yazarlıktır ve çok yazarlı çalışmalardaki artış bu işe rağbetin daha da artmasına neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak yazarlık mevkiinin kazanımı için müthiş bir baskı oluşmakta, ancak araştırma kalitesinde ve niceliğinde pek bir değişiklik olmamaktadır. Yazarlık kavramında şeffaflığın artması, yayınlarda kendine bir yer kapmak adına meslektaşlar arasında yapılan eski usul çekişmelerin önüne geçebilir belki; ancak kıstaslar yine de esnekliğini korumaktadır.

pic3
“Çok yazarlı yayınlar iki problemle daha karşı karşıyadır:  ‘gölge yazarlık’ ve ‘misafir yazarlık.’”
MS, Bilim Teknolojisi  (İngilizce-Japonca Tercüme alanında 11 yılı aşkın deneyim, Japonya)

İsim hakkını vermek ya da vermemek? Bu, günümüzde bilim çevrelerini meşgul eden bir soru. Son zamanlarda çok yazarlı yayınlar daha da yaygınlaşmakta. Bir çok makale yalnızca aynı alanda çalışan bilim insanları tarafından değil, çok sayıda disiplini bir araya getirerek dünyanın farklı noktalarından araştırmacıların katkısıyla yazılıyor.

Bilim insanlarının dikkat ettikleri öncelikli konulardan biri kimin ne yaptığı üzerine. Bir deneye katılmanın birden fazla yolu olabilir ve bir makalede ilk sırada ismi geçen kişi genellikle ya deneyi yürüten ya da deneye en fazla katkısı olan kişidir. Ancak sıralamadaki ilk kişinin ismini listeye eklemek sonraki süreçleri aydınlatmaya yetmez; sırada katkıda bulunanları belirtmek vardır. Bu noktada katkının boyutu, alfabetik sıra ya da kıdem gibi bir çok farklı sıralama türüne başvurulmaktadır.  Katkıda bulunan kişi sayısı ne kadar çoksa sıralamayı yapmak da o kadar zordur.

Çok yazarlı yayınlar iki problemle daha karşı karşıyadır:  ‘gölge yazarlık’ ve ‘misafir yazarlık.’ ‘Gölge yazar’ bir yayına katkıda bulunup, herhangi bir sebepten ötürü altında adının geçmemesine karar vermiş olan kişidir. Bunun nedeni muhtemel bir çıkar çatışması ya da benzer birçok konu olabilir. ‘Misafir yazar’ ise bunun neredeyse zıttı olan bir sorunla karşı karşıyadır. Yayına katkıda bulunmasa da altında ismi geçmektedir. Bu genellikle mesleğe yeni adım atan bilim insanları tarafından başvurulan bir yöntemdir; bu kişiler kıdemli bir araştırmacıyı eserlerine dahil ederek söz konusu eseri başlıca önemli kaynaklarda yayınlama şansının artacağını düşünmektedirler.

Yayıncılık dünyasının temel sorunlarından biri bu olsa da bu soruna çözüm bulma yolunda gelişme kaydedilmektedir.  OpenRIF, ORCIDSHARE ve benzeri bir takım kuruluşlar, daha anlaşılabilir bir isim listelendirme sistemi yaratmaya ve bu süreci daha etkili ve verimli hale getirmeye çalışmaktadır.

 

 

Share Button