Hangi alanda çalışırsanız çalışın, bir gün mutlaka bir şeyler yazmak durumunda kalabilirsiniz. Günümüzde hiçbirimizin “Yazmaktan nefret ediyorum!”, “Asla yazamam!” gibi büyük laflar etme lüksü yok. Ama şu da bir gerçek ki, işinizin ne kadar büyük ve önemli bir parçası olursa olsun, yazma işi çoğu zaman hiç de kolay değildir. Hatta zordan ziyade, stresli ve korkutucu diye tanımlayabiliriz. Ne yazık ki bu korku, beyaz bir kağıda veya boş bir ekrana saatlerce bakmanıza yol açabilir!

Korkunun ecele faydası yok

Peki bu korkuyu nasıl yenebilirsiniz? Gayri resmi olarak yapılan bazı mülakatlar sonucunda ortaya çıkan aşağıdaki ipuçlarının size yardımcı olabileceğine inanıyoruz.

  • “Ben yazar değilim” düşüncesinden hemen kurtulun. Herkeste yazı yazma potansiyeli vardır. Bunun aksini söyleyip, kendi kendinize mazeret yaratmayın. Olumlu düşünün. Olumsuzlukları davet edip, zaten zor olan yazma eylemini daha da zorlaştırmayın. Her şeyden önce, yazma işini gözünüzde büyütmeyin.
  • Süslü ve karmaşık kelimeler bulacağım diye yazmayı ertelemeyin. Yani ilham perilerinin gelmesini beklemeyin. En nihayetinde, bir yerden başlamalısınız. Özellikle de, yazınızı bitirmek için elinizde kısa bir süre varsa. Yazmaya bir an önce başlarsanız, düzeltmeler veya eklemeler için elinizde bol bol zaman olur.
  • Yüksek sesle düşünün. Konuşmak, kelimeleri yazıya dökmekten çok daha kolaydır. Sözcükler kalemle dillenmese bile, ağzımızdan daha kolay süzülürler.
  • Kelimelerin, cümlelerin ve paragrafların yerlerini değiştirin. Bu, bilgisayarda yazmanın sağladığı en önemli avantajlardan biri. Metnin akışı içinde uygun olmayan kısımları, hemen hemen hiç çaba sarf etmeden “kes-yapıştır” işlemiyle yazının içinde farklı yerlere taşıyabilirsiniz. Hatta aklınıza gelen fikirleri birer birer yazıp, daha sonra düşüncelerinizi bunların etrafında geliştirerek yavaş yavaş paragraflarınızı oluşturabilirsiniz.
  • Gün içinde bilgisayar başında olmadığınız bir anda yazacaklarınızla ilgili aklınıza bir şey gelirse, mutlaka bir yere not edin. “Sonra bilgisayarda yazarım” diye düşünüp de, önemli bir noktayı atlamayın.
  • Anlatmak istediğiniz noktayı, birkaç kelime ile ifade ederek yazın. Yazarken ecel terleri döküyorsanız, bu kafanızı toparlayamadığınız anlamına gelebilir. Ana noktayı kısa bir cümleye sıkıştırın ve daha sonra bunu geliştirmeye çalışın.
  • Yazım sırasında internetten uzak durun. Yazarken, dikkatinizi dağıtacak şeylerden kaçınmanız lazım. Ve bunlardan biri de internet.
  • Sizin için en konforlu yer ve en uygun zamanı seçin. Bazıları, gecenin sessizliğinde yazmayı sever, bazıları ise sabah dinç kafa ile yazmayı tercih eder. Sizin için de böyle özel zamanlar veya kendinizi rahat hissettiğiniz özel bir yer varsa, yazarken bunlardan yararlanın.
  • İlle de başından başlayacağım diye kendinizi şartlandırmayın. Aklınıza bir fikir geldiyse, henüz giriş kısmını tamamlamadınız diye bu düşünceyi yazıya dökmeyi ertelemeyin. Girişi bitirdikten sonra bu bölümle ilgili düşünceleriniz aklınızdan uçup gitmiş olabilir ve bunun için çok geç kalmış olabilirsiniz.
  • Kendinize bir hedef koyun. Size belirli bir teslim tarihi verilmemişse bile, yine de kendinize bir zaman sınırı koyun. Buna, mümkün olduğunca uymaya çalışın.

 

Yazdıkça kendinize güveneceksiniz!

İster bir rapor yazıyor olun, isterse bir blog ya da bir makale, yazabildiğinizi gördükçe, kendinize güveniniz artacaktır. Emin olun, yazacağınız her bir yeni metin bir öncekinden biraz daha kolay ve hatta belki de zevkli gelecektir.

 

 

Share Button