18

Bilim Fonu Hibeleri Piyango Uygulaması İle Dağıtılabilir mi?

Yayınlanan yeni bir makale, rekabetçi araştırma fonu ihtiyacı konusunda pek çok soru ortaya koyuyor. Bilindiği üzere finansman kuruluşlarının şu anda nasıl çalıştığı ile ilgili birçok sorun var. Akademik araştırmacılar cinsiyet, çalıştığı kurum veya etnik köken gibi çeşitli önyargılar nedeniyle projelerine finansman alamayabiliyor. Ayrıca, kimin fon alacağına karar vermek pahalı da bir işlem. Bununla birlikte sürecin kendisi de güvenilmez olarak görülüyor. Bu nedenle süreci düzeltmek için çeşitli öneriler dikkate alınmaya başlanıyor. Mesela finansman kuruluşları proje başvurularını değerlendiren jürileri daha dikkatli seçebilir. Hibe önerileri yerine akademik araştırmacıları değerlendirerek hibe verilebilir. Akran değerlendirmesi sürecini şeffaf yapmak, hakemlerin daha kusursuz iş yapmalarını teşvik edebilir. Finansman kuruluşları ayrıca daha basit bir inceleme sürecini hayata sokabilir; bir çekiliş ile karar vermek gibi. Özetle şansın, hibe dağıtım sürecinde olması gerekenden daha büyük bir rol oynayacağı bekleniyor.

Albert Einstein Tanrı’nın zar oynamadığını ısrar ederek söylemiştir. Yeni Zelanda Sağlık Araştırma Konseyi ise fonlarını dağıtırken bunu yapmaya başlamıştır. Ajans, artan sayıda rastgele seçim yoluyla fon sağlayan kuruluşlardan biridir. Örneğin, bu yılın başlarında, Wellington Üniversitesi’nde bir biyolog olarak çalışan David Ackerley, konseyin yıllık piyango çekilişinden 150.000 Yeni Zellanda Doları (yaklaşık olarak 96.000 ABD Doları) kazanmıştır ve bunu hücreleri yok etmek için yeni yöntemler geliştirmek üzere kullanacaktır.

Fonun kıdemli araştırma yatırım müdürü olan Lucy Pomeroy, geleneksel fon dağıtım sürecinin uygun olmadığını düşündüklerini ve bu nedenle 2015 yılında çekiliş yolu ile fon dağıtmaya başladıklarını belirtti. Konseyin, yeni fikirleri teşvik etmek için yeni bir şeyler denemek istediğini ve bu nedenle fon sağlama amaçlı yeni bir dağıtım türü başlattığını söyledi.

Bu noktada geleneksel düşünenlerin dikkatine bir açıklama yapalım. Artık bilim dünyası piyango usulü fon dağıtımına ilaveten nerelerde piyango uygulamasını hayata geçireceğini planlıyor. 19 Kasım tarihinde İsviçre’deki Zürih Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bir toplantıda, yeni yaklaşımın destekçileri, şans veya piyango uygulamasının bilimsel sistemde daha büyük bir rolü olması gerektiğini savundu. Piyangoların hangi bilimsel makalelerin yayınlanacağını seçmede ve hatta hangi adayların akademik işlere atanacağını tespit etmede kullanılabileceğini belirttiler.

Çekiliş ile gelen şans

Zürih Üniversitesi’nde araştırma yönetimi üzerine çalışan ve akademisyenler arasında fikri teşvik etmek amacıyla düzenlenen bu toplantıyı organize eden ekonomist Margit Osterloh, rastgele şansın popüler olmayan, yeni ve yaratıcı fikirlere daha fazla açıklık getireceğini söylüyor. Osterloh, mevcut seçim süreçlerinin yetersiz olduğunu belirtiyor. Bilim adamlarının, çoğu asla finanse edilmeyen uzun proje başvuru metinleri hazırlamak zorunda olduğunu ve değerlendirme panellerindeki bilim insanlarının da zamanlarının çoğunu orta dereceli fikirlerin seçilmesi için harcadıklarını anlatıyor. Düşük ve yüksek kaliteli başvuruların sıralamasının zaten kolay olduğunu dile getiriyor, ancak başvuruların çoğunun orta derecede olduğunu belirtiyor. En önemlisi, standart proje başvuru değerlendirme sisteminin politika yapıcıların, yayıncıların ve üniversite yetkililerinin sandığı kadar iyi performans göstermediğini savunuyor. Ayrıca bilimsel hakemlerin ve her türlü değerlendirme ile sorumlu kişinin ve kuruluşlarının gerçekten iyi çalışma kriterlerine sahip olmadığını da ekliyor.

Rastgele seçim yapmayı deneyerek fon dağıtan en yeni kuruluş ise İsviçre Ulusal Bilim Vakfı (SNSF) olmuştur. Bu yılın başlarında, SNSF’nin değerlendirme panellerinde hangi genç kariyer bilim insanlarının doktora sonrası burs almasına karar vermek için piyango usulü ile çekiliş yapıldı. Şu günlerde program değerlendirilmektedir ve SNSF başkanı Matthias Egger bu uygulamayı yaptıklarını Zürih toplantısında konuşmuştur.

Hibe türlerini ödüllendirmek için piyango sistemlerine dayanan diğer programlar arasında, 2015’te rastgele seçimi resmen başlatan, Bilim İçin Teknolojik Yenilik Ulusal Bilim Yarışması (SfTI) adlı bir diğer Yeni Zelanda devlet fonu yer almaktadır. Almanya’nın en büyük özel finansman kurumu olan Hannover’deki Volkswagen Vakfı da bazı “Experiment!” fonlarını dağıtmak için 2017’den beri piyango kullanmaktadır.

Bu kuruluşlardan gelen açıklamalara göre ise işlemlerin tamamen rastgele olmadığı yönünde. Tipik olarak, fon sağlayıcılar aldıkları başvuruların asgari bir standardı taşıdığından emin olmak için bir ön incelemeden geçiriyorlar. Daha sonra ön incelemeyi geçen projelere birer sayı atanıyor ve fondaki aktarılacak tüm nakit para tahsis edilene kadar bilgisayar tarafından rastgele başvurular seçiliyor. Hatta bu türde bir uygulama olsa ne düşünürsünüz sorusu ile bir Twitter anketi yapılmış ve 24 saat içinde 1.060 yanıt gelmiş. Ankete katılanların çoğu, kendi fon durumlarına bakılmaksızın, %66 taraftarım demiş ve %34 piyango yaklaşımını onaylamamış.

Palmerston North – New Zealand’daki Massey Üniversitesi’nde proses mühendisi olarak çalışan ve SfTI fonunu yöneten ekibin bir üyesi olan Don Cleland, başvuru değerlendirme sürecinin çok fazla zaman aldığını ve güç olabileceğini söylüyor. Mesela 20 projeyi finanse etmek için para verildiğinde ve bir değerlendirme panelinin başvuruları sıralamaya koyduklarında hangi projenin 20. sırada ve hangisinin 21. sırada yer alması gerektiği konusunda bilimsel hakem kurulu acı çekiyor. Eğer her ikisinin de finanse edilmesi için yeterince iyi olduğu konusunda hemfikirlerse ve o zaman 20 ve 21 numaraları bir şapkaya koyup çekiliş ile fon almaya hak kazanan 20. projeyi belirliyorlar. Cleland, gerçekten bir şapka uygulamalarının olduğunu açıkça söylüyor. Bu nedenle hakemlere böyle bir acının çektirilmesinin gereksiz olduğunu savunuyor.

Fon, başvuranlara bu süreçte nereye kadar ileri gittiklerini ve onlardan geri bildirim almanın olumlu olduğunu söylüyor. İlginçtir ki oylamaya giren ve fonu almayı kaçıranlar hayal kırıklığına uğramış gibi hissetmiyorlar. Çünkü finanse edilmek için yeterince iyi olduklarını biliyorlar ancak çekiliş sisteminin bir sonucu olarak seçilmediklerini anlıyorlar.

Bu türde proje başvurularını değerlendirme fikri aslında rastgele alınmış bir şey değildir; bazı teorik desteklere sahiptir. Bazı araştırmacılar çeşitli seçim yöntemlerini analiz etmişler ve seçimlerin rastlantı yolu ile yapılmasının mevcut sisteme göre daha avantajlı olduğunu keşfetmişlerdir. Örneğin fon dağıtımında sürekli karşılaşabileceğimiz taraflılık ve sadece belirli konuların ve grupların desteklenmesinin önüne geçilmesi ve fon kazananlar arasındaki çeşitliliği arttırması gibi avantajları sıralamışlardır.

Piyango sistemine girebilmek içinse bazı kabul şartları geliştirilebilir; örneğin, başvurular eğer azınlık etnik kökene sahip bilim insanları tarafından yapılmaktaysa veya başvuru varlıklı olmayan bir kurum tarafından yapılmış ise, bu gibi projelerin seçilmesine daha fazla ağırlık vermek için uygun düzeltmeler bulunabilir. Zengin kurumlardan veya ayrıcalıklı geçmişe sahip kişiler, standart ölçütlerle başarıya ulaşmalarına yardımcı olan kaynaklara zaten sıklıkla erişebilirler. Konvansiyonel sistem de onlara fayda sağlama eğiliminde çalışıyor. Yani zengin daha da zengin oluyor. Cleland, konvansiyonel seçim sisteminin fikirlerin gücünden ziyade adayların gücüne odaklandığının altını çiziyor. Oysaki istenilen şey en iyi fikirlerin seçilmesi ve bu fikir sahiplerinin de zirveye çıkması.

Rekabet eden görüşler

Cleland, diğer fon verenlerin de bu uygulamayı denemeleri gerektiğini savunuyor. Ama herkes onunla aynı fikirde değil. Piyango tarzı hibe kazanıp bu sistemden faydalanmasına rağmen, Ackerley sistemi onaylamadığını söylüyor. Ackerley, hibe inceleme panellerinde çokça zaman geçirdiğini ve paneldekilerin mantıklı işler yaptıklarını düşündüğünü belirtiyor. Rekabetçi sistemle belirlenen hibelerinde oldukça iyi işler yaptığını ancak piyango sisteminde o kadar iyi yapamayacağını düşündüğünü dile getiriyor. Piyango sistemlerini kullanan fonlara yapılacak başvuruların yalnızca temel kriterleri yerine getirmesi gerektiğinden, başvurular daha kısa olma eğilimindedir. Oysaki Ackerley, yüksek kalitede ve ciddi bir proje başvurusu yazmanın çok değerli olduğunu da ekliyor.

Kısa süre önce Araştırma Politikası (Research Policy) dergisinde bu konuya dair güncel fikirlerini yayınlandıktan sonra tartışmaları canlı olarak başlatan Osterloh, rastgele yani şans eseri seçilmenin daha geniş bir fayda sağlayabileceğini söylüyor. Çünkü çekilişlerden yararlananların kendilerinin bizzat bunu hak etmediğini düşündüklerini belirtiyor. Kısmen rastgele seçilen bir projeniz veya yayınınız olduğunu bilirseniz, o zaman sizi daha alçakgönüllü yapan fikri yani bu evrenin kralı olmadığınızı çok iyi bilirsiniz. İşte bu, tam da bilimde ihtiyacımız olan şey.

Leave a Reply

avatar
  Subscribe  
Notify of
X

Ücretsiz makalelerinizi tükettiniz.

Araştırma yazarlığı ve akademik yayıncılık konusundaki tüm kaynaklarımıza sınırsız erişim sağlamak için ücretsiz üye olun:

  • 320 + blog makaleleri
  • 50+ Web Seminerleri
  • 10+ Uzman podcast
  • 10+ e-Kitap
  • 10+ Kontrol Listesi
  • 50+ İnfografikler