STEM’de (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) Cinsiyet Eşitsizliği Var Mı?

STEM alanlarında cinsiyet eşitsizliği ne yazık ki bilinen bir sorundur. STEM’deki cinsiyet eşitsizliğinin 90’lı yılların başından bu yana azalmaya başladığını bildiren raporların varlığı da bu sorunu doğrular niteliktedir. İstatistiklere bakarsak, günümüzde STEM alanlarında her zamankinden daha fazla kadın yer almaktadır. Peki STEM nedir? STEM günümüzün popüler terimlerinden bir tanesi olarak aslında İngilizce dilinde “Science, Technology, Engineering and Mathematics” kelimelerinin baş harflerinin birleşmesinden oluşan bir kısaltmadır. STEM’de temel olarak bilim, teknoloji, matematik ve eğitimi ön plandadır. Bunun Türkçe karşılığı ise FETEMM (Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) ol arak bilinir.

STEM Alanlarındaki Kadınların Durumu

Her ne kadar raporlar STEM alanında cinsiyet eşitsizliğinin azaldığını ve olmadığını söylese de kadınlar hala erkeklerden daha az oranda STEM ana dallarından birini seçme, STEM alanında dereceler alma ve STEM ile alakalı işlere girme eğilimindedir. Bu, kadınlar STEM ile alakalı testlerde ve projelerde erkekler kadar iyi ya da erkeklerden daha iyi olsalar da geçerlidir. Cinsiyet eşitsizliğinin en güçlü olduğu alanlar fiziksel bilimler, bilgisayar bilimleri, matematik ve mühendisliktir. Amerika Birleşik Devletleri’nde, bu dallardaki öğrencilerin sadece yaklaşık yüzde 20’sini kadınlar oluşturmaktadır. Bu alanlarda uzmanlaşmış kadınların da daha küçük bir yüzdesi STEM alanlarda iş bulabilmektedir. STEM alanlarında çalışan kadınların herhangi bir işte çalışan kadınlara oranla daha fazla cinsiyet ayrımcılığına maruz kaldıklarını bildirdikleri raporlanmıştır. Bu durum, doktora gibi yüksek öğrenim derecesine sahip kişilerin bulunduğu çalışma ortamlarında ki bu ortamlarda erkekler sayıca kadınları geride bıraktığı için şartlar kadınlar için daha da kötüleşebilmektedir.

STEM’deki Cinsiyet Eşitsizliğinin Etkileri Nelerdir?

STEM’deki cinsiyet eşitsizliğinin etkileri aslında çok geniş kapsamlıdır. Kadınlar dünyayı erkeklerden farklı yaşar ve STEM işlerine farklı bakış açıları getirebilirler. Bugün dünyanın karşılaştığı karmaşık zorlukların yaratıcı çözümlere ihtiyacı vardır ve bu çözümler farklı kökenlerden gelen insanların bir araya gelmesi ile ortaya çıkabilir. Bu, STEM’deki cinsiyet ayrımcılığının insanlığın ilerlemesi boyutunda zararlar verebileceği anlamına da gelmelidir. Bu tip bir sorunun İskoçya’nın ekonomisine nasıl zarar verebileceğine dair bir rapor bulunmaktadır.

STEM’deki cinsiyet eşitsizliğinin bir başka etkisi de kendisini ileride STEM alanlarında yer almak isteyebilecek nesillere kötü tanıtmasıdır. STEM dallarında ve STEM ile ilgili işlerde daha az kadının var olması demek şu anki kız nesillerin STEM’de erkeklerden daha az rol modele sahip olduğu anlamına gelir. Oysaki erkek genç nesil düşünüldüğünde, kendilerinin çokça rol modeli mevcuttur. Bu sonucun doğurduğu bir diğer sorun ise insanların kadınların STEM alanlarında olma ihtimalinin daha düşük olduğu fikrine alışmalarıdır. Yani, insanlar bu sonuçları önce doğalmış gibi karşılıyor ve daha sonraları ise bunun bir zorunluluk olduğunu hissediyor. Sonuç olarak erkekler ve kızlar için öngörülen rollerin farklı olduğu bir toplum meydana getirilmiş oluyor. Bu da cinsiyet eşitsizliğini tetikleyen bir unsur olarak devam etmiş oluyor.

STEM’de Neler Cinsiyet Eşitsizliğine Sebep Olmaktadır?

STEM alanlarındaki cinsiyet ayrımcılığının birçok olası nedeni vardır. Birincisi, geçmişten beri süregelen geleneksel fikirlerdir. Bu düşünceye sahip insanlar günümüzde hala kadınların evde kalmaları gerektiğini ve aile meseleleri ile ilgilenmeleri gerektiğini düşünüyor ve kadın ile erkeğin toplumda farklı rolleri üstlenmeleri gerektiğini savunuyorlar. Bu düşüncenin altında yatan neden ise kadınların doğal olarak veya yaratılışları gereği insanlarla daha iyi ilgilenebilecek olmalarıdır. STEM’deki kızların dezavantajı, hem sosyalleşme hem de öğrenme süreçlerinde yerleşik olan çoklu ve örtüşen faktörlerin bir sonucu olmuş olur.

Bunlara, kız ve erkek çocukların yetiştirilme biçimlerini etkileyen sosyal, kültürel ve toplumsal cinsiyet normları, ebeveynler, aile, arkadaşlar, öğretmenler ve daha geniş toplulukla öğrenme ve etkileşimde bulunma dahildir. Bu etkiler kimliklerini, inançlarını, davranışlarını ve seçimlerini şekillendirmede güçlü bir güçtür. Şu anda görev yapmakta olan öğretmenler, eğitimciler ve bakıcılar bu geleneksel inançlar ile kızlara farklı davranabilir ve bu sosyal fikirler de kızların ilgi alanları ve yetenekleriyle ilgili tutumlarını doğrudan etkileyebilir. Sonuçta böyle bir düşünce tarzı ile yetişen kız nesillerin STEM alanlarındaki özgüvenleri azaltılmış olur.

Ayrıca, bu etmenlerin bir sonucu olarak da kızlar genellikle STEM konularının “maskülen” konular olduğuna ve STEM’deki kadın yeteneğinin doğuştan erkeklerden daha düşük olduğuna inanmaya başlarlar. Yapılan araştırmalar, bu tür düşüncelerin inançlara dayandığını ve biyolojik sonuçları bulunmadığını ispatlasa da kızların STEM konularına girme konusundaki güven, ilgi ve isteklerini baltalamaktadır

Cevap bırakın

Your email address will not be published.