Bilgi Bombardımanı İçindeyken Nasıl Gerekli Bilgiye Erişilebilir?

Hepimiz bilgi bombardımanı lafını duymuşuzdur. Bize tweetleri, metinleri, e-postaları, sosyal medyadaki paylaşımların sonsuz akışını, viral videoları, telefonumuzla çektiğimiz sayısız fotoğraf ve videoları ve daha fazlasını hatırlatıyor değil mi? İnsanların kullanımına sunulan çevrimiçi hizmetler ve sosyal medya platformlarının sayısı, yeni yayınlanan araştırmalar hakkında sürekli bilgi akışı elde etmeyi mümkün kılmaktadır. Bununla birlikte, bu gibi hizmetlerin çoğu yalnızca araştırma yaparken dikkati dağıtmakla kalmaz; bir süre sonra bulunan her ekstra bilgi bize bir yük olmaya başlar. Aslında bütün bunlar beynin idare edebileceğinden daha fazlasıdır. Bilinçli zihin, aynı anda üç, belki dört şeye dikkat edebilir. Bundan çok öteye gidilirse, daha zayıf kararlar alınmaya başlanır, işlerde doğru yoldan sapılabilir ve odak noktamız kaybolur.

Eski zamanlarda bilgi bombardımanı sorunu yoktu, ancak diğer çeşitli sorunlar vardı. Ödevlerin el yazısıyla veya daktiloyla yazıldığı dönemlerde, literatürde güncel kalmak, kütüphanenin raflarında bulunan dergilerin son sayılarına göz atmaktan ibaretti. Bu makalelerdeki referansları takip etmek, farklı şehirlerde bulunan üniversite kütüphanelerine sayısız gezi yapmak ve büyük hacimli cilt yığınlarını fotokopiye sürüklemekle gerçekleşmekteydi. Bir makalenin başkaları tarafından alıntılandığını bulabilmek için Bilim Atıf Dizini’nin basılı sürümünü incelemeniz gerekiyordu. Ağır kitap yığınlarını taşımaktan, kütüphane mahzenlerinde temiz hava olmamasından ve fotokopi makinelerinin kimyasal kokusundan kaynaklanan sağlık sorunlarınız ortaya çıkabiliyordu. Eğer anlık bir iletişim gerekiyorsa faks kullanılırdı, ancak fakslarda kullanılan termal kağıtların bir süre sonra okunaksız hale gelmesi sorunlar oluşturabilmekteydi.

Bilgi Deryasında Boğulmak

Gelişen teknoloji ile birlikte artık herkesin kendi kişisel bilgisayarları var ve her türlü bilgiye erişim çok hızlı. Gerek günlük gerekse profesyonel yaşamlarımızda yoğun bir bilgi trafiği içerisindeyiz. Mesela, sosyal kaygı rahatsızlığı olarak bilinen ve insanların yaptıklarıyla sürekli bağlantıda kalma arzusu olarak tanımlanan FOMO, günümüzde giderek yaygınlaşmakta ve ciddi zihinsel sağlık sorunlarının bir nedeni haline gelmektedir. Meslek hayatlarımızda tüm günümüzü alanımızda neler olup bittiğini takip etmeye çalışarak saatlerimizi bilgi trafiği içinde boğularak geçirebiliriz. ResearchGate, Academia.edu, Mendeley, Twitter, LinkedIn, Slideshare ve benzeri hizmetler hakkında çevrimiçi profilleriniz varsa ve e-posta bildirimlerini etkinleştirdiyseniz, e-posta gelen kutunuzun her gün buralardan gelen e-postalar ile dolduğunu görebilirsiniz.

“Bilgi bombardımanı” terimi, Siyaset Bilimi Profesörü Bertram Gross tarafından 1964’te kullanılmıştır. Amerikalı yazar Alvin Toffler ile de popüler hale gelmiştir. Genel olarak bir sisteme giriş miktarı işlem kapasitesini aştığında bilgi aşırı yükü yani bir bilgi bombardımanı oluşur. Karar vericilerin bilişsel işlem kapasitesi oldukça kısıtlı olduğu için de bilgi bombardımanı altında karar kalitesinde genel bir düşüş oluşması muhtemeldir. Yapılan araştırmalar bilgi bombardımanı sorununun hızla arttığını göstermektedir. İşlenecek bilgi sayısı artarken bunları işleyebilmek için git gide daha az zamanımız kalmaktadır. Daha da kötüsü, sağlığımız tehdit altındadır ve işlerimizi yapma yeteneğimiz sınırlanmaktadır. Bir çalışmada, işçilerin yüzde 25’inin, işlemek için ihtiyaç duydukları bilgi hacmi nedeniyle önemli stres ve sağlık sorunları yaşadığı, yöneticilerin yüzde 36’sının, işyerlerinde işlenmesi gereken aşırı bilgi nedeniyle sağlık durumlarının kötüleştiği ve bu yöneticilerin yüzde 68’inin kişisel ve profesyonel ilişkilerinin olumsuz etkilendiği gösterilmiştir.

Peki, Bilgi Denizinde Boğulmamak İçin Ne Yapmalıyız?

Gerekli bilgi bir samanlıkta iğne bulmaya benzer. Birçok insanın bu sorundan muzdarip olduğunu unutmayalım. Her okuduğunuz referansı kullanmayabilirsiniz; unutmayın ki her şey önemli veya konuyla ilgili değildir. Hızlıca gereken bilgiyi tarayın; her şeyi derinlemesine okumaya gerek olmayabilir. Feedly, Google Akademik ve Science Open gibi bilgi yönetimi araçlarını kullanın. Sosyal medyayı akıllıca kullanın. Bir grupta çalışıyorsanız, belirli bilgileri toplamak için farklı kişilere sorumluluk verin. Araştırma alanınızdaki önemli ve gerekli bilgilere erişmek ve yeni çıkan yayınları okumak güncel literatüre ayak uydurmanızı sağlar. Uyarılarınızı ve bildirimlerinizi basitçe düzenleyin. Önemli dergileri ve yeni çıkan yayınları düzenli olarak her gün gözden geçirmeye çalışın. Böylece, alanınızdaki önemli araştırmaları kaçırma ihtimaliniz düşer. Popüler referans yönetimi yazılımlarını kullanmak da işinizi kolaylaştırabilir. EndNote™, Mendeley, Readcube, Zotero, ve Citavi gibi yazılımlardan faydalanabilirsiniz. Literatür referanslarınızı kolayca sınıflandırabilirsiniz. Böylece daha esnek ve aranabilir bilgilere sahip olursunuz.

Cevap bırakın

Your email address will not be published.