18

H-indeksi Hakkında Araştırmacıların Bilmesi Gerekenler

Nobel ödülü kazanan az sayıda bilim insanı için, araştırmalarının etkisi ve alaka düzeyi tartışılmaz. Geri kalanımız arasında ise bir bireyin bilimsel araştırma çıktısının kümülatif etkisini ve alaka düzeyini nasıl belirleriz? Sınırlı kaynaklardan oluşan bir dünyada, bu tür bir değerlendirme aslında potansiyel olarak sakıncalı olsa bile karşılaştırma ve değerlendirme amacıyla (örneğin, üniversite öğretim üyesi işe alımında ve unvan ilerletilmesinde, hibe verilmesinde vb.) sıklıkla gereklidir.

 

Nedir H-indeksi?

H-indeksi, bir araştırmacının ne kadar verimli ve etkili olduğunu gösteren sayısal bir göstergedir. Kaliforniya Üniversitesinde fizikçi olan Profesör Jorge Hirsch tarafından 2005 yılında icat edilmiştir. Başlangıçta, Profesör Hirsch, bir araştırmacının alana yaptığı katkıyı gösteren sayısal bir gösterge oluşturmak istemiştir. O zamanlarda, önemli olarak görülen şey bir araştırmacının ham alıntı sayılarıydı. Bir araştırmacının ne kadar etkili olduğunu bilmek isteseydiniz, diğer araştırma makalelerinin, araştırmacının yazdığı makaleleri kaç kez alıntıladığını bulmanız gerekiyordu.

Bu iş göreceli olarak basit olmasına rağmen, aslında araştırmacılar bu skorlarla ilgili bir sorun keşfettiler: tek bir çalışma ile büyük atıflar da alabilirsiniz. Yaygın olarak çokça alıntı yapılan bir makale yayınladıysanız ve bunun ardından bir daha makale yayınlamadıysanız, teknik olarak başarılısınızdır. Ancak bu kişi gerçekte ne kadar başarılıdır? Bu gibi durumlarda, aykırı değerler, bir araştırmacının katkısı hakkındaki genel değerlendirmemizde gereksiz ve hatta çarpıtıcı bir etkiye sahip olacaktır.

Hirsch, bu sorunu gidermek için, H-indeksi (Hirsch’in H’si) olarak adlandırdığı ve araştırmacıların değerini hesaplamak için kullanılabilecek başka bir yaklaşım önerdi. Bunu şöyle açıklayabiliriz: Bir bilim adamı, Np makalelerinin h’sinin her birinin en az h alıntı yapması durumunda h indeksine sahiptir ve diğer (Np − h) makalelerinin her birinin h alıntılarından daha fazlasına sahip değildir.

Biraz daha basit bir şekilde anlatmak gerekirse: birine en az H defa atıfta bulunulan makale sayısı (H) baz alınarak bir H-indeksi verirsiniz. Örneğin, Google Akademik’e göre, H-indeksiniz 28 olsun. Bunun nedeni, diğer araştırma makaleleri tarafından en az 28 kez alıntı yapılan 28 makalenizin var olmasıdır. Bunun anlamı da, bir bilim adamının, çok fazla alıntı yapılan bir veya iki değil, iyi atıf düzeyine sahip bir dizi makaleye sahip olmasının oluyor.

Aynı zamanda, H-indeksinizi artırmak isterseniz, insanları zaten iyi bilinen bir veya iki makalenize odaklatmak yerine, makalelerinizi daha mütevazı alıntı düzeyleriyle okutmaya ve alıntı yapmaya teşvik etmeye çalışmanız en iyisidir.

 

H-indeksinin Etkisi

H-indeksi, teorik fizik alanındaki araştırmacıları değerlendirmek amacıyla oluşturulmuş olsa da, etkisi tüm bilim alanlarına yayılmış durumdadır. İndeks, araştırmacılar tarafından rutin olarak hem kendilerini hem de kendi alanlarındaki diğerlerini değerlendirmek için geniş bir disiplin yelpazesinde kullanılmaktadır.

Örneğin, H-indeksleri şimdilerde akademik pozisyonlar için iş başvurusunda bulunanların değerlendirme sürecinde bir vazgeçilmezdir. Ayrıca, araştırma hibeleri için başvuranları değerlendirmek için de kullanılmaktadır. Hatta bazı bilim insanları kendilerini diğer alan akranları ile kıyaslamak için sıklıkla kullanırlar.

Bir kişinin H-indeksini hesaplamanın bazı belirgin avantajları da vardır. Alandaki etkileri konusunda bir miktar şeffaflık verir ve bu, uzman olmayan kişilerin bir araştırmacının alana katkısının değerlendirilmesini kolaylaştırır.

Hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bir alanda görüşme panelinde oturuyor olsaydınız (mesela siz biyologsunuz ancak panel teorik fizik hakkında olsun), paneldeki katılımcıların araştırmalarının kalitesini değerlendirmeniz muhtemelen çok zor olurdu. H-indeksi sayesinde, görüşme yaptığınız bir kişinin alanında ne kadar etkili veya tam tersi olduğunu değerlendirmek için kullanılabilecek bir numara olarak H-indeksine bakabilirsiniz. Böylece, basitçe H-indeksi ile her bilim insanını biraz daha nesnel bir şekilde değerlendirmeniz mümkün olur.

 

H-indeksi İle İlgili Bazı Sorunlar

H-skorlarının artan kullanım alanı veya yaygınlıkları ile ortaya çıkan bazı tehlikeler de bulunmaktadır. H-skorlarını bilim alanları arasında karşılaştırmak zordur. Ayrıca H-puanları genellikle bir alanda (mesela ekonomi) başka bir alandan (edebi eleştiri alanı gibi) daha yüksek olabilmektedir.

Herhangi bir alıntı metriği gibi, H-puanları da öz alıntı gibi uygulamalar (yani kendi makalesini yine kendi makalesinde atıflamak) ve eski meslektaşlarımdan birinin deyimine göre “alıntı sovyetler birliği” (yani sürekli birbirlerinin makalelerine karşılıklı olarak atıfta bulunan küçük gruplar) gibi uygulamalar için manipülasyona açıktır.

H-indeksi aynı zamanda makaledeki yazar sıralaması hakkında hiçbir bilgi açığa çıkaramamaktadır. Sonuç olarak, bir dergide kendi başınıza bir makale yayınlayıp yayınlamadığınız veya büyük bir ekibin bir üyesi olarak makaleler yayınladığınız hakkında çok az bilgi edinilebilinir.

Fakat belki de H-puanlarının veya herhangi bir araştırma üretkenliği ya da etkisinin ölçülmesi ile alakalı indekslerin kullanımının yaygınlaşması ile ilgili en endişe verici şey, aslında arkasında yatan fikirleri ortaya koyuyor. Çünkü entelektüel çaba hakkında konuşmadan ve gerçek bilimsel içeriği önemsemeden sadece atıflar ve sayılar ile ilgilenir olduk. Bu, herhangi bir fikir önerisinde bulunmayan ancak akademik meseleleri saatlerce tartışabilecek çok tuhaf bir akademik kültür de yaratabilir. Mesela insanların, araştırma ölçütlerinin pozitif ve negatif özelliklerini saatlerce konuştukları bazı toplantılara katılabilirsiniz. Ancak hiçbir araştırma projesinin içeriği hakkında bu kadar uzun uzadıya tartışmalar yapıldığını göremeyebilirsiniz.

Araştırmaya yönelik bu gibi tutumlar yaygınlaştıkça, akademisyenler kendilerini birer H-indeksi girişimcisi olarak görmeye başlayacaklar ve bu durum gerçekleştiğinde, üniversiteler ne yazık ki bilgi yaratıcıları olmaktan çıkacak ve bunun yerine metrik değerlerini maksimum sayılara getirmeye çalışanlar ile dolacaktır.

 

H-indeksi İle İlgili Bilmemiz Gerekenlerin Özeti

H-indeksinin artıları:

  • Benzer disiplinlerde kariyerlerinde benzer aşamalardaki araştırmacıların kıyaslanması için yararlıdır.
  • Hem üretkenliğin hem de etkinin tek bir metrikte birleştirilebilmesi mümkündür.

H-indeksinin eksileri:

  • Disiplinler arasında karşılaştırılamaz.
  • İçeriği veya kariyeri dikkate almaz.
  • Yazar sıralamasını ve önemini dikkate almaz.
  • H-indeksinin hesaplandığı sistemin sınırlamalarına tabidir.

Ayrıca akılda tutulması gereken bazı uyarılar da vardır. Açıkçası, tek bir sayı bir bireyin çok yönlü profiline kabaca bir yaklaşımdan fazlasını veremez ve bir bireyi değerlendirmede birçok başka faktörün bir arada ele alınması gerektiği unutulmamalıdır. Bunun yanında, özellikle görev süresi uzatımı verilmesi ya da reddedilmesi gibi hayati konulardaki kararlarda, her zaman istisnalar olabileceği gerçeği akılda tutulmalıdır.

Farklı alanlarda tipik H değerlerinin bulunması, o alandaki bir makaledeki ortalama referans sayısına, alandaki bir bilim insanının ürettiği ortalama yayın sayısına ve alanın büyüklüğüne bağlıdır. Popüler olmayan alanlarda çalışan bilim adamları, popüler alanlarda çalışanlar gibi çok yüksek H değerlerine ulaşamayacaklardır. Her ne kadar yüksek bir H değerinin yüksek başarı ve güvenilirlik göstergesi olduğu iddia edilse de, bu her zaman doğru değildir. Belirli bir alt alan içinde bile, atıf dağılımlarının eğriliği konusunda önemli farklılıklar vardır ve olağanüstü yüksek atıf sayısıyla oldukça az makalesi olan nispeten düşük bir H değerine sahip bir yazar için, H-indeksi bilim insanının başarılarını tam olarak yansıtmayacaktır. Son olarak, bir atıf metriğinde, ideal olanı kendine atıfların olmamasıdır. Her ne kadar öz alıntılar bir bilim adamının H-indeksini arttırabilse de, etkisi toplam atıf sayısından çok daha azdır.

Leave a Reply

avatar
  Subscribe  
Notify of