18

Kanserle Çalışan Çinli Bilim Adamları Amerika Birleşik Devletleri Tarafından Birer Hedef Mi?

Son yıllarda, kanser ile ilgili araştırmalar giderek daha küresel bir boyuta erişmiştir. Dünyanın dört bir yanından bilim insanlarının yılda yaklaşık 10 milyon kişiyi öldüren kansere yönelik ortaklaşa çalışmaları ve fikirlerini bir araya getirmesi gerekmektedir. Uluslararası işbirlikleri, ABD Ulusal Kanser Enstitüsü’nün Moonshot programının temel bir parçasıdır ve ABD hükümeti 2022 yılına kadar kanser tedavisi keşiflerinin hızını iki katına çıkarmak için 1 milyar dolar gibi bir para harcamakta. Bu programın sloganlarından biri ise; “Kanser sınır tanımıyor”. Ancak, ABD, üst düzey kurumlarındaki Çinli kanser araştırmacılarını temizliyor. NIH ve FBI, ABD vatandaşları da dahil olmak üzere, kanser tedavisi arayan ve etnik kökeni Çin olan bilim insanlarını hedef alıyor.

Geçtiğimiz Ocak’ta, ödüllü bir epidemiyolog olan ve Çin kökenli bir Amerikalı olan Dr. Wu, Çin’deki profesyonel ilişkileriyle ilgili bir soruşturma geçirdi. Ardından, Teksas Üniversitesi MD Anderson Kanser Merkezi’ndeki Halk Sağlığı ve Genom Merkezi yöneticiliği pozisyonundan istifa etti. Houston merkezli MD Anderson’dan üç ayrı üst düzey Çinli Amerikalı bilim insanının işten ayrılmaları, aslında ABD’deki araştırma kurumlarındaki Çin etkisine karşı koyan bir yönetimden kaynaklanıyor. Amaç da ABD’de doğan inovasyon ve teknik bilginin hırsızlığını engellemek.

Dünyanın en büyük temel biyomedikal araştırma fonu sağlayıcısı olan NIH, sağlık araştırma topluluğuna muazzam bir güç sağlamakta. NIH, federal hibelere yılda yaklaşık 26 milyar dolar ayırıyor ve kabaca bunun 6 milyar doları kanser araştırmalarına gidiyor. 5 Haziran’da yapılan bir duruşmada, NIH yetkilileri, ABD Maliye Senatosu Komitesine, NIH’in 61 araştırma kurumu ile temasa geçtiğini ve hibe alıcılarının dağılımında ve kişisel bilgilerinde şüphe gördükleri çoğunlukla yabancı hükümetlerle açıklanmayan bağları içeren 16 karşılaştıklarını söylediler. NIH ve birçok araştırma kurumu, özellikle de MD Anderson gibi bir çalışma biçimi olanlar kısmen suçlu ilan edildi. FBI ajanları bu kurumların özel e-postalarını okuyarak, Çinli bilim insanlarını havaalanlarında durdurarak ve ABD ülkesine sadakatlerini sorgulamak adına bu kişilerin evlerine ziyaretler düzenleyerek kontrolü elden bırakmıyorlar.

Wu Kimdir ve Olaylar Nasıl Gelişmiştir?

Kariyeri boyunca Dr. Wu, Çin’deki araştırmacılar ve kanser merkezleri ile yakın ilişkiler geliştirmiştir. Bunu, kendisinden çalıştığı kurum olan MD Anderson yapmaya teşvik etmiştir. Merkezin 2000’li yılların başındaki başkanı John Mendelsohn, uluslararası işbirliğini ilerletmek için bir girişim başlatmıştır. Çin ile MD Anderson arasında çeşitli kanser araştırmalarına yönelik tarama programları, klinik denemeler ve temel araştırma çalışmaları konusunda işbirliği yapılması için beş büyük Çinli kanser merkezi ile “kardeş” ilişki kurulmuştur. MD Anderson’daki onlarca Çinli öğretim üyesi bu gibi bir işbirliğinde rol almak istemişlerdir çünkü hem Çin’de bulunan aile ve arkadaşlarını ziyaret etme şansını elde ediyorlardı hem de Çin’in her yıl yaklaşık 4,3 milyon yeni kanser vakasının ağır yükünü ele alarak kariyerlerine katkıda bulundular. Hatta 2015 yılında, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in katıldığı bir tören ile MD Anderson’a uluslararası bilimsel işbirliği konusundaki en büyük onur ödülü verildi.

Wu’nun durumunun ve benzerlerinin, ABD araştırma kurumlarında üretilen bilgiyi korumak ve Çin-Amerika arasındaki olası bilgi hırsızlığını engellemek için mi yaşandığı yoksa bu gibi durumların bir paranoya olduğunun ve ırksal bir profilleme yolunda gidildiğinin anlaşılması gerekmekte. Belki de her ikisi de geçerlidir. Her iki durumda da, Houston ve başka yerlerdeki olayların, ABD vatandaşları da dahil olmak üzere Amerika’daki Çinlilerin FBI gözetimi için birer hedef olduğunu ispat ediyor.

Neden Çinli Bilim İnsanları Böyle Muamele Görüyor?

Peki bu olaylar nasıl ve neden başladı? Çin’in bilimde küresel aşamaya erişmesi hem hızlı hem de önemli olmuştur. Ülke, bilim ve araştırmaya olan harcamaları ve yatırımları arttırdığı için Çinli bilim adamları büyük keşifler ve ilerlemeler kaydetmekte. Geçtiğimiz günlerde İkinci Uluslararası İnsan Genom Düzenleme Zirvesi’nde şok edici bir duyuru yapıldı. Çinli bilim adamı He Jiankui, Hong Kong’da, dünyanın ilk genetik mühendisliği ürünü olan bebekleri yarattığını açıkladı. Bilim adamı, immün yetmezlik virüsüne (HIV) dirençli ikiz kızlar oluşturmak için DNA’yı silebilen, düzenleyebilen veya değiştirebilen bir araç olan yeni teknoloji CRISPR’ı kullandığını belirtti. AIDS’e neden olan HIV virüsü, günümüzde ciddi bir hastalık etmenidir. Bununla birlikte, iddia ettiği araştırmasını henüz herhangi bir dergide yayınlamamış, çalışmalarına dair kanıtları diğer bilim insanlarıyla paylaşmamıştır.

Bilim adamının CRISPR teknolojisini kullanarak dünyanın ilk nesil genetiği oynanmış bebeklerini yarattığı iddiası tüm araştırma dünyasında şok etkisi yarattı. Duyuru, hükümet yetkilileri, araştırmacılar ve kamuoyunun eleştirisi ve endişesiyle karşılandı. Peki bu, Çin biliminin geleceği ve bir bütün olarak insanlık açısından ne anlama geliyor? Bu şok edici gelişmenin ve Çin’in durumuna ilişkin gelişmeler işte bu noktada ciddiyet kazanmaya başlıyor.

FBI Direktörü Christopher Wray, Çinli Amerikalı bilim adamlarının neden hedef alındıklarının ve incelendiklerini anlattı. ABD Dış İlişkiler Konseyi’ne, Çin’in sahip olmak istediği yeniliklere ve bilgiye çok farklı yollardan erişebileceğini (mesela çeşitli işletmelerden, üniversitelerden veya organizasyonlardan) ve bu şekilde bilgi hırsızlığına toplumsal öncülük ettiğini belirtti. Wray’in belirttiğine göre bu işin içinde herkes var: Çin’in istihbarat servisleri; devlete ait olduğu ve görünüşte özel işletmeler; her yıl ABD’ye çalışmak için gelenler ve ABD’de bulunan öğrenci ve araştırmacılar.

Asyalı Amerikalıları savunan Kaliforniya Demokrat Temsilcisi Judy Chu, Christopher Wray’in söylemlerinin Çinli Amerikalılar arasında derin bir endişe yarattığını çünkü çoğunun gerçekten FBI tarafından sorgulandığını belirtmiştir. Chu, gelişen olayların sonuçta Çinli Amerikalıların insani haklarının aşınmasına yol açıp açmayacağından çok endişeli olduğunu da eklemiştir.

MD Anderson’daki Çinli bilim adamlarından şüphelenilmesi 2014’te başladı. Bir yıl öncesinde Milwaukee’deki Wisconsin Tıp Fakültesindeki bir Çinli araştırmacı, federal ekonomik casusluk suçlamasıyla tutuklanmıştı; savcılar, erken evre laboratuvar testlerinden üç tane kanser ilacı şişesinin çalındığını söylediler. Çinli bilim insanı hakkında bir bilgisayara erişim izni olmadan eriştiği söylendi ki çok daha az suçlu olduğuna dair suç duyurusunda bulunulsun diye. Böylece dört buçuk ay hizmet süresinden uzaklaştırma cezası aldı. MD Anderson, o zamanlar kanser ilaçları konusunda temel araştırmaları ticarileştirmeye karar verdi. Bugün, merkez, yaklaşık üç düzine ilaç üreticisi ve diğer bazı özel şirketlerle ortaklıklar kurmuş durumdadır. Bunun sebebi ise güvenliğin geliştirilmek istenmesiydi.

FBI, şirketlere, üniversitelere ve hastanelere Çinli iş ortakları ve Wray’ın “geleneksel olmayan bilgi toplayıcıları” dediği çalışanlarla ilgilenirken özel önlemler almaları gerektiğini söylemekte. ABD Adalet Bakanlığı yetkilileri, yerel yönetimleri, şirketleri ve gazetecileri Çin’in olası hırsızlık girişimleriyle ilgili bilgilendirmek için bilgilendirmeler yapıyorlar. Çinli öğrenciler ve araştırmacılar için vizeler kısıtlanıyor ve özellikle teknoloji sektöründe olmak üzere daha fazla Çinli mühendis ve iş adamı ABD havaalanlarında tutulurken, sınır ajanları dijital cihazlarını inceliyorlar. Wray, FBI’nin 56 saha ofisinin her birinde “neredeyse Çin’e geri döndürülecek olan” casusluk soruşturmalarını yürütmeye devam ediyor.

Leave a Reply

avatar
  Subscribe  
Notify of