Plan S akademik yayıncılık devlerini değişime zorluyor

Plan S akademik yayıncılık devlerini değişime zorluyor
Akademik yayıncılık milyar dolarlık bir endüstri ve maalesef bu endüstri büyük oranda kartelleşmiş yayıncı devlerin elinde. Pazarın büyük kısmına hâkim olmanın verdiği güçle akademik yayınların abonelik ücretlerini fahiş düzeylerde tutuyorlar. Bu durum modern çağın en büyük soygunlarında biri olarak da görülebilir zira kamu kaynaklarıyla üretilmiş bilgi kamuya ait ve açık olması gerekirken yüksek ücret duvarlarının arkasına hapsedilmek suretiyle gasp ediliyor. Yüz yılı aşkın bir tarihe sahip olan akademik yayıncılığın bu durumunu akademik kurumlar ve araştırmacılar bir problem olarak görmediler. Çünkü çok uzun yıllar bu dergilerin ücretleri makul seviyelerde seyretti. Doksanlı yıllardan itibaren hem akademik dergi sayısı hızlı artışa geçti hem de yayıncılar abonelik ücretlerinde enflasyonun kat kat üzerinde artışlar gerçekleştirdiler. Sorun kartopu gibi büyüyerek devletlerin bile ödemekten kaçınacağı bir maliyete ulaştı. Daha iyi anlayabilmek için gelin en baştan başlayalım.

Soru: Hocam araştırma yaparken diğer araştırmacıların yayınladıkları sonuçlara bakma ihtiyacı duyuyoruz. Bu yayınlara ulaşırken bir ücret ödemek neden kötüdür?

Cevap:  En net ve kısa cevap olarak abonelik usulü çalışan akademik yayıncılığın örtülü bir soygun niteliğinde olmasıdır diyebilirim. İnsanlarını ihtiyaçlarını suiistimal ederek haksız kazanç elde etmek kötüdür değil mi?

Soru: Nasıl yani?

Cevap: Şöyle, görüntüde bilgi sağlamayı içeren bir iş yapıldığı görülüyor. Akademik yayıncılar bilgi sağlıyorlar ve karşılığında bir ücret alıyorlar fakat sattıkları bilginin aslında sahibi kim?

Soru: Kim hocam?

Cevap:  Normalde o bilginin üretilmesine kim katkı vermişse katkısı oranında o olmalıydı. Yani bilginin üretildiği çalışmayı fonlayan kaynak, çalışmayı yapanlar, yazanlar ve gönüllü bilimsel değerlendirmesini yapanlar. Araştırmalar büyük oranda kamu kaynaklı fonlarca desteklendiğinden vergi mükellefi olan herkes bu yayınların araştırmacılarla birlikte sahibi olması gerekiyor. Fakat yayıncılar sırf sonuçlar onların dergisinde basıldı diye tüm yasal hakların sahibi oluveriyorlar.  Yayıncılar sonuçlarını yayınladıkları araştırmayı fonlayan kaynağa bir ödeme yapmıyor. Araştırmayı yapan bilim insanlarına da bir ödeme yapmıyor. Hatta makalenin bilimsel yeterlilik değerlendirmesini yapan hakemlere de herhangi bir ödeme yapmıyorlar. Bilimsel değerlendirme sistemi tamamen gönüllülük üzerine kurulu. Ama dünya akademik yayıncılık pastasının yarısını elinde tutan büyük yayıncı devler devletlerle, üniversiteler ve kütüphaneler gibi kamu kuruluşlarıyla yaptıkları yıllık milyon dolarlık abonelik sözleşmeleri karşılığında hak etmedikleri paralar kazanıyorlar. Ayrıca insanlığın ortak malı olan bilgileri paralı sözleşmelerin ardına saklayarak herkesin bilgiye serbestçe ulaşmasını engelliyorlar. Dolasıyla ortak faydanın ortaya çıkmasını da bir nevi yavaşlatmış oluyorlar.

Değişmek zordur

Soru: Peki hocam aldatmaca ve suiistimal bu kadar açık iken devletler önlem almıyorlar mı?

Cevap: Bu akademik yayıncılık işi o kadar cazip ki bazı devletler engel olmak bir yana bilfiil pazarda iş tutuyorlar. Örneğin Çin devletine ait bir şirket olan Zhiwang da hem akademik yayıncılık yapıyor hem de Çin’de üretilen tüm doktora ve yüksek lisans tezlerini barındıran veri bankaları üzerinde hak sahibi. Bu şirket ülkedeki akademik yayıncılık pazarının %95’ni elinde bulunduruyor.

Bu nedenle Çin’de yerel kaynaklarda yayın yapmak isteyen bir akademisyen için Zhiwang bir alternatif değil adeta bir zorunluluk. Bunu bilen şirket bir devlet şirketi olmasına rağmen rakiplerine kıyasla fahiş abonelik ücretleri uygulamaktan çekinmiyor. Bu nedenle de çok sayıda açılmış davaya muhatap oluyor. Bu davaların çoğu ya anlaşmayla sonuçlanıyor ya da şirket kaybediyor. Ama ona rağmen şirketin politikasında kamu yararına herhangi bir  düzenleme apılmıyor.

Soru: Hocam çok enteresan. Sizce neden politikalarını değiştirmekte direniyorlar?

Cevap: Tabi ki çok az bir katkıyla elde ettikleri yüksek kardan dolayı. Bundan vazgeçemiyorlar. Benim internetteki açık kaynaklardan öğrendiğime göre Zihang’ın 2018 net karı cirosunun %58’i. Piyasada çok az iş kolu bu seviyede kar getiriyor. Bu durum bence vahşi kapitalizmin güzel bir örneğini oluşturuyor.

Soru: Peki araştırmacılar araştırmalarının sonuçlarını tekelci ve şartları suistimal eden büyük yayıncılarda yayınlamayıp boykot etseler durum düzelir mi?

Cevap: Bu eylem tek başına bir sonuç getirmez. Çünkü bu yayıncılara yönelik ciddi bir talep var akademi dünyasında. Bu yayıncıların dergilerinin birçoğu akademisyenler arasında prestijli dergiler olarak kabul ediliyor. Bu dergilerde yayın yapmak akademik kariyer basamaklarında yükselmek ve yeni araştırma fonu bulmada ciddi bir etkiye sahip. Ayrıca Elsevier, Springer, Taylor & Francis, Wiley-Blackwell, Zihang gibi yayıncı şirketler tekel oluşturduklarından bunlar dışında bir alternatif bulmak için ekstra gayret sarf etmeniz gerekiyor. Araştırmacılardan bunu beklemek mantıklı olmaz kanaatindeyim.

Akademinin tepkisi

Soru: Problem bu kadar açık ve ortada iken akademik dünya bir tepki göstermiyor mu? Sadece eleştirip hayıflanıyorlar mı?

Cevap: Hayır. Tabi ki bir şeyler yapılmaya çalışılıyor. Örneğin açık erişim dergileri bu sebepten doğdu. Açık erişim dergilerinde makalelere ulaşım ücretsizdir. Amerika ve Avrupa’da akademik kurumlar araştırmacılarını acık erişim dergilerinde yayın yapma noktasında teşvik ediyorlar.  Bu teşvikler sayesinde 2018 yılı itibariyle tüm yayınlar içinde açık erişime tabi makale oranı %27,9 gibi önemli bir orana ulaşmış durumda.  Bunun dışında bazı üniversiteler de tepkisini doğrudan yayıncı kuruluşla olan abonelik sözleşmesini yüksek maliyet nedeniyle iptal ederek gösteriyor. Örneğin California Üniversitesi Elsevier ile olan ve 10 milyon doları geçen 2019 yılı abonelik sözleşmesini yenilemedi. Yine Norveç’de akademik kurumları temsil eden bir komisyon Elsevier’in 2019 yılı için yaptığı teklifi beklentileri karşılamaktan uzak bulunması sebebiyle kabul etmeyerek abonelik sözleşmesini yenilemedi. Norveç’in 2018 yılında Elsevier’e ödediği ücret 10 milyon avro. İsveç ve Almanya’da 300 akademik kurum Elsevier ile olan sözleşmelerini 2018 Haziran ayında iptal ettiler. Bu iptaller dünya çapında daha da yaygınlaşırsa açık erişim dergilerinin büyümesi de hızlanacaktır. Uluslararası akademik yayıncılık tekeline karşı kişisel savaş verenlerde var. Örneğin, Kazakistan kökenli kadın araştırmacı Aleksandra Elbakyan en öne çıkan isimlerden. Kurduğu Sci-Hub isimli internet sitesi üzerinden milyonlarca akademik makaleye ücretsiz erişim imkânı sağlıyor. Yayıncı kuruluşların sistemlerini kırma ve korsanlığa dayanan bu sistem tamamen illegal. O nedenle Elbakyan hakkında çok sayıda dava açılmış durumda. Bu gerçeğe rağmen Sci-Hub’ın dünyanın her yanından milyonlarca kullanıcısı var.

Plan S

Soru: Çok önemli gelişmeler. Sizce devamı gelir mi? Ne amaçlanıyor nihai olarak?

Cevap: Acık erişim talebinin resmiyet kazanmasından itibaren 17 yıl içinde geldiğimiz noktayı ümit verici buluyorum. Araştırma kurumları ve kütüphaneler tekel olmuş büyük yayıncılara karşı kendilerini artık daha güçlü hissediyorlar.  Ülkeler planında da hareketlenmeler var. Bunların en ciddisi Avrupa genelinde 11 ülkeden araştırma kurumları ile fon sağlayıcıların kurduğu Bilim Avrupa isimli oluşumun hazırladığı Plan S adında bir girişim. Plan S temel olarak 10 prensipten oluşuyor. Ana prensibi ise 1 Ocak 2020 tarihi itibariyle kamusal fonlarla gerçekleştirilen araştırmaların sonuçları sadece açık erişim dergi veya platformlarında yayınlanacak olması. Nihai amaç ise tüm bilimsel makalelerin ücretsiz erişime açık olması.

Soru: Bu gelişmeler sizce büyük yayıncıların iş yapma davranışlarını değiştirtebilecek mi?

Cevap: Tabi büyük yayıncılar hemen karşı atağa geçtiler ve Plan S’yi eleştirdiler. Springer Nature bu planın mevcut araştırma yayın sistemini baltalama potansiyeline sahip olduğunu söyledi. İronik olacak ama zaten amaçlanan bu. Bilgi paylaşım ve yayılım sistemini demokratikleştirmek suretiyle suiistimali engellemek. Science serisini yayınlayanlar planın bilimsel iletişimi ve akademik özgürlüğü engelleyeceğini,  araştırmacılara zarar vereceğini iddia ettiler. Benim en komik bulduğum ise Elsevier’in twitterdan yapmış olduğu kısa paylaşım oldu: ”Bilginin bedava olması gerektiğini düşünen wikipedia’ya baksın”. Dolaylı olarak bize Wikipedia’nın ortaya çıkması ile paralı ansiklopedilerin başına gelenleri anlatmak istiyor. Olabilir. Bu süreçte bazı şirketler batabilir. Batmak istemiyorlarsa değişime ayak uydurmaya çalışsınlar. Kimse Plan S’nin mükemmel olduğunu iddia etmiyor fakat mevcut problemi çözmek için çok güçlü bir adım olduğundan herkes hem fikir. Akademik dünya üzerinde etkilerinin ne olacağını şimdiden kestirmek imkânsız fakat ben bizi şu anda bulunduğumuz durumdan daha iyi bir yere taşıyacağını düşünüyorum. Kamu kaynaklarıyla üretilmiş bilginin herkesin erişimine engelsiz açılması gerektiğine inanıyorum.

Leave a Reply

avatar
  Subscribe  
Notify of