18

Türkiye’de yapay zekâ ’ya yönelen kadınların oranı dünya ortalamasının üstünde

Hayatın her alanında cinsiyet eşitliğini sağlamak bir ideal olarak kabul edilmekle beraber cinsiyet eşitsizliği gelişmiş ülkeler de dâhil olmak üzere tüm dünya toplumlarında yaygın bir problem olarak kabul edilmektedir. Bu problem Turkiye’de ise çok daha kötü bir seviyede bulunmaktadır. OECD’nin iş gücü 2018 raporuna göre kadın çalışanların oranı Turkiye’de %31 ile 36 OECD ülkesi içerisinde en düşük seviyede. OECD ortalaması ise %44.4 olarak raporda belirtilmiş. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın insani gelişme endeksleri ve göstergelerinin 2018 istatistiksel güncellemesine bakıldığından kadınların iş gücüne katılım oranı dünya ortalaması %48.7 iken Türkiye’de bu oran %32.4 seviyesinde bulunmaktadır. Ne diyelim rakamlar yalan söylemez. Raporlar cinsiyet eşitliğini sağlama konusunda Türkiye’nin önce dünya ortalamasını sonrasında OECD ortalamasını yakalaması için vakit kaybetmeden bir şeyler yapması gerektiğini ortaya koyuyor.

İş hayatında mevcut cinsiyet eşitsizliğini daha da kötüleştirebilecek yeni bir tehlike sessizce hayatımızı etkilemeye başladı. Bu tehlike 4. Endüstri devriminin getirdiği değişimin ana oyuncularından biri olan yapay zekâ. Yapay zekâ genel olarak insan gibi gören, duyan, öğrenen, karar veren ve dolasıyla insanların yaptığı işleri onlar gibi hatta daha iyi yapabilen makineler olarak tanımlanıyor. Yemeyen, içmeyen, yorulmayan, dinlenmeyen ve 7/24 çalışabilen makineler. Haliyle hiçbir canlının rekabet edemeyeceği bir verimlilik sunan bir teknoloji. İnsanlar makinelerin bir gün işlerini ellerinden almasından korkmakta son derece haklılar ama maalesef korkunun ecele bir faydası olmadığı da aşikâr. Yapay zekâ üzerine kafa yoranlar orta ve uzak gelecekte öncelikle düşük profilli işlerden başlayarak yapay zekâ ile çalışan makinelerin çok sayıda iş kolunu piyasadan sileceğinde hemfikirler. Öncelikli tehdit altında olan sektörler özelikle kadınların çoğunlukta çalıştığı hizmet sektörü gibi sektörler olduğundan ilk önce kadınların bu değişimden olumsuz etkilenmesi bekleniyor. Yapay zekâ teknolojilerinin cinsiyet eşitsizliğine yapacağı katkıyı ciddiye alan Dünya Ekonomik Forumu (WEF) 2018 Küresel Cinsiyet Ayrımı Raporu’nda yapay zekâ çalışanları arasında cinsiyet dağılımını incelemiş ve dönüşen iş dünyasında ortaya çıkan toplumsal cinsiyet farkı sınırlarına dair taze kanıtlar sunmayı amaçlamış. Rapor LinkedIn sosyal medya platformunun iş gücü veri tabanı kullanılarak oluşturulmuş.

Rapora göre yapay zekâ geliştirmek için gerekli yeteneklere sahip insanların en çok yaşadığı ülkeler sıralamasında ilk üç ülke ABD, Hindistan ve Almanya olarak görülüyor. Cinsiyet dağılımına bakıldığında küresel olarak yapay zekâ yeteneklileri arasında kadınların oranı %22, erkelerin oranı ise %78 olarak bulunmuş. Bu oran yapay zekâ alanında ciddi bir cinsiyet farkının olduğunu gösteriyor. En çok yetenek barındıran ABD’de kadınların oranı %23, erkelerin oranı %77 ve Hindistan’da kadınların oranı %22, erkelerin oranı %78 iken Almanya bu guruptan olumsuz ayrışarak %16 kadın ve %82 erkek yetenek oranıyla en yüksek cinsiyet eşitsizliğine sahip. Raporda küresel çapta en fazla yapay zekâ yeteneği barındıran ilk 20 ülke de bir tabloda belirtilmiş.  Türkiye bu yirmilik listede 16. sırada bulunuyor. Bu Türkiye açısından sevindirici ve çok olumlu bir durum. Diğer bir açıdan sevindirici olan ise Türkiye’de yaşayan yapay zekâ alanında kadın yetenek oranını %24 ile dünya ortalamasının üstünde olması ve cinsiyet fakının ilk üç ülkeden daha iyi seviyede bulunması. Bu da bize Türkiye’de kadınların diğer ülke kadınlarına göre yapay zekânın önemini daha iyi ya da erken kavrayarak bu alana yöneldiklerini gösteriyor. Bu eğilimin nedenlerinin yapılacak araştırmalarla tespit edilmesi gerekiyor. Ortaya çıkacak sonuçlar durumu daha iyiye taşıma ve Türkiye’deki genel cinsiyet eşitsizliğini azaltma noktasında yapılacak yatırım ve düzenlemeler için bir yol haritası oluşturacaktır.

Yapay zekâ, endüstri ve iş hayatını dönüştürürken bu teknolojileri geliştirenlerin cinsiyeti ürünlerin içeriğini mutlak surette etkileyecektir. Toplumun ihtiyaçlarını en geniş oranda karşılayabilmek, kadınların aleyhine iş hayatındaki mevcut cinsiyet eşitsizliğinin daha da kötüleşmesini önlemek ve eşit ekonomik imkânlar oluşturabilmek için yapay zekâ sektöründe de ideal olan cinsiyet eşitliğini sağlamak zorundayız. Yapay zekâ birçok iş sektörünün yok olmasına sebep olacak fakat mutlak surette yeni iş alanlarının ortaya çıkmasına da vesile olacak. Bu da cinsiyet eşitsizliğini engelleme noktasında ciddi bir potansiyel sunuyor. Tabii zamanında önlem alınır ve topluma gerekli yetenek ve becerileri kazandıracak eğitim reformları hayata geçirilebilirse.

 

Leave a Reply

avatar
  Subscribe  
Notify of