Muazzam büyüme

Açık erişiopen-accessmli platform sayısının katlanarak arttığı bu günlerde, Directory of Open Access Journals’a göre 135 ülkede, 10.000’in üzerinde hakemli açık erişim dergisi bulunmaktadır ve bunlar şimdiye kadar 1.7 milyonun üzerinde arama yapılabilen makale yayınlamıştır. Dolayısıyla günümüzde, dünyadaki bilimsel dergilerin yaklaşık üçte biri internet erişimi olan herkese açık durumdadır.

Her şey para için mi?

2005 yılında “Creative Commons Lisansı” modelinin benimsenmesi ile açık erişim, geniş bir akademik araştırma hazinesini küresel okuyucu kitlesine sunmayı başarmıştır. Öte yandan, bu dokümanların herkes tarafından görüntülenebilir olması, açık erişimin tamamen ücretsiz olduğu algısını yaratmıştır. Peki, açık erişimde bütün kaynaklar gerçekten ücretsiz midir? Aslına bakılırsa, okuyucular için ücretsiz olsa bile, bu hizmetin ücretli olarak sağlanması için bazı finansal modeller bulunmaktadır. Bu finansal modellere göz atmadan önce, açık erişimin popüler hale gelmesi ile birlikte geleneksel araştırma dergilerinin ne gibi politikalar geliştirdiklerine ve kütüphanelerin bundan nasıl etkilendiğine bir göz atalım.

Açık erişimin 2000 yılının ortalarından itibaren giderek yaygınlaşması, geleneksel dergi yayıncılarının abonelik ücretlerini arttırmasına yol açtı. Bu durum, abonelikleri satın alan kütüphanelerin bütçelerinde büyük bir sıkıntıya neden oldu.

Araştırma Kütüphaneleri Birliği’ne göre, ‘Dergi Krizi’ 1989’dan 2003 yılına kadar ortalama %315 fiyat artışına yol açmıştır. Kütüphaneler, “olmazsa olmaz” prestijli dergilere üyeliklerini devam ettirebilmek için, daha az prestijli dergilerden vazgeçmek durumunda kalmıştır. Dolayısıyla, daha az prestijli dergilerin de abonelik gelirleri azalmış ve maalesef bir kısmı yayın hayatlarına son vermek zorunda kalmıştır.

Birileri ödemek zorunda

Elbette ki, açık erişim dergilerinin de karşılamak zorunda olduğu bazı masraflar var. Bunları karşılamak adına, aboneler yerine yazarların ödemek durumunda olduğu çeşitli ücretler getirilmiştir. Artık yazarlar araştırmalarının olabildiğince geniş bir okuyucu kitlesine ulaşabilmesi için, ‘makale değerlendirme ücreti’ ya da ‘makale değerlendirme masrafları’ adı altında belli bir ödeme yapmaya başlamıştır. Bu ücretleri bazen yazarların bağlı oldukları kurumlar gerçekleştirmektedir, bazen de sponsorlar üstlenmektedir. Dolayısıyla, maaşları çok yüksek olmayan akademisyenler ve henüz kendi ayakları üzerinde durmaya başlamamış öğrenciler büyük bir yükten kurtulmuş olmaktadır. Öte yandan, kurumlar da sadece araştırmacıları için değil, aynı zamanda onların makale işlem masrafları için ayrı bütçe tutmak durumunda kalmaktadır!

Bazı açık erişim yayıncıları ise kurumsal üyelik yaklaşımını ortaya atmıştır. Ancak, böyle bir uygulama uzun vadede açık erişim dergilerinin finansmanını daha riskli bir hale getirebilir. Bu nedenle, bunun özellikle küçük yayıncılar için ideal bir model olmadığı aşikârdır!

Bütün fiyatlandırmalar göreceli

Evet, açık erişim dergilerinin karşılamak zorunda olduğu bazı genel masrafları var ve bunları karşılamak için abonelik modeli yerine yazar ödemeli model kullanılıyor. Fakat aslına bakılırsa, açık erişimde çok büyük paralar döndüğünü söyleyebiliriz. Genel masraflar, makale değerlendirme masrafları ile karşılandıktan sonra, geriye kalan gelire pek de fazla dikkat çekilmiyor. Ancak biz şu örneğin epey çarpıcı olduğunu düşünüyoruz: 2013 yılında rakipleri makale değerlendirme gelirlerini %25 arttırırken, makale değerlendirme ücretlerini sabit tutmaya karar veren Public Library of Science, yine de gelirlerini %23 oranında artırmış.

Açık erişimin bilgiyi mümkün olan en geniş hedef kitleye erişebilir kılma misyonu gerçekten takdiri hak ediyor. Ancak abone ücretleri ya da makale değerlendirme masrafları yükselmeye devam ederse, o zaman bu misyonun bir kez daha sorgulanması gerekecek!

Share Button