Akademik görev süresi biraz karmaşık,  tartışmalı ve hatta politik bir konu. Son zamanlarda öğretmenler ve öğretim görevlileri için sunulan zorunlu görev süresi bazı tartışmaları da beraberinde getirdi. Yurtdışında ‘’Academic Tenure’’olarak adlandırılan bu görev süresini bir öğretim görevlisi için hazırlanan sürekli bir iş kontratı olarak düşünebiliriz. Bu kontrata sahip olanlar herhangi bir sebep olmadan okuldan atılamıyorlar. Bu öğretmenler için bir avantaj gibi gözükse de özellikle akademik kurumlar ve sendikalar arasında yoğun tartışmalara neden oluyor. Aslında hem artılara hem de eksilere sahip olan bir system.

Artılarıtenure
İş Güvenliği: Akademisyenlik kazançlı bir meslek değil. Bu yüzden uzun süreli garanti bir iş sözleşmesi tanınmış akademisyenlerin de okullarda kalmasını sağlıyor. Fakat sendikalar bu duruma biraz farklı bakıyor. Onlara göre bu durum yaşlı ( ve daha pahalı) akademisyenlerin işten çıkarılmasını ve yerine daha genç (ve daha az ücret alan) akamisyenlerin gelmesini önlüyor.  Yani yeni akademisyenlerin iş bulmasını zorlaştırıyor.

Akademik Özgürlük: Bu durum akademisyenlerin herhangi bir etki ve intikam korkusu olmadan araştırma yapabilmelerine olanak sağlıyor. Bu sistemi savunanlar akademisyenlerin kovulma tehlikesi olmadan yüksek standartlarda araştırma yapmasını ve daha kalite bir yönetim için uğraş vermesini sağlıyor.

Sembolizm: Akademik görev süresi akademik çevreler arasında sembolik ve manevi bir anlam da taşır. Bu sistem akademisyen için bir güvenlik kemeri olarak görülür ve hem fakülte hem de okul için olumlu bir bakış açısı taşır.

Eksileri
Performans Kalitesi: Bu sistem hakkındaki eleştirilen çoğu performansı düşük profesörleri ve öğretim üyelerini kovamamaktan dolayı geliyor. Bu tür bir kontrata sahip olan bir akademisyeni uzaklaştırmak imkansız değil ama bürokratik işlemler oldukça uzun. Bu yüzden birçok yetersiz öğretmenin okullarda eğitim verdiğine dair bir tartışma var.

Bütçe Kısıtlamaları: Uzun süreli kontratlar genellikle en yüksek maaş aralığında bulunurlar. Bu durum da enstitülerin değişen ekonomik durumlarda maaşlarda herhangi bir değişiklik yapamamaları anlamına gelir. Bunun bir diğer anlamı ise maaştan kesinti yapamayan kurumların farklı yerden bütçe kısıtlamalarına gitmeleridir. Bu durum da dolaylı olarak öğrencileri etkileyebilir.

Fakülte Morali: Görev süresi bu süreyi henüz yeni almışlara karşı iki katmanlı bir sistem kurmaktadır. Örneğin bu durum yeni fakülteleri artan bir baskı içerisine çekmektedir. Ya makale yayınla ya da yok ol yaklaşımı akademik bir kurum içerisinde hiç de sağlıklı değildir.

Bitmeyen Tartışma
Akademik görev süresi üzerindeki tartışmalar enstitüler, sendikalar ve bu kurumların üyeleri arasında bölünmüş durumdadır. Bu konuda bütçe baskıları halen mevcut olsa ve öğrencilerin alacağı akademik eğitim zarar görebilir. Bundan dolayı artıları ve eksileri ile bu sistem daha iyi değerlendirilmeli ve öğrencilerin eğitimine dolaylı da olsa bir zarar gelmemelidir.

Share Button