Pazarlama alanında çalışan akademik araştırmacılar yıllardır tüketici davranışları üzerine çalışıyorlar. Özellikle iyi hedeflenmiş reklam kampanyaları ve tüketici davranışlarını direkt olarak etkileyen kabiliyetler büyük araştırma fonlarının da ilgisini çekiyor. Aslında bu oldukça normal çünkü yapılan çoğu araştırma günün sonunda tüketicilere sunulmak üzerine planlanıyor. Özellikle destek veren fonların arkasında tüketici ile birebir temas kuran büyük şirketler varsa bu araştırmaların önemi bir kat daha artıyor.

sosyal-medya-yoneticisi-940x470Bu konuda eleştiriler de yok değil. Genelde eleştirmenler yoksulluk, bağımlılık ve sürdürülebilirlik gibi sosyal konuları ilgilendiren araştırmaların böyle cömert fonlardan yoksun olduğunu söylüyorlar. İngilizcesi ‘’Transformative Consumer Research” (TCR) olan Dönüşebilir Tüketici Araştırmaları kavramı ilk olarak 2006 yılında ortaya atılmıştır. Bunun nedeni de bu şekilde yapılan araştırmaların tüketici davranışlarını iyileştirmekten çok onların problemlerini çözmeye odaklandığı içindir.

Tüketim sorunları
Bahsettiğimiz bu tüketici araştırmaları formatı aslında sosyal problemlerdeki tüketimi çözmeye oldukça uzak bir yöntemdir. Çünkü bu araştırmaların asıl hedefi uygulamalı araştırmalara pratik çözümler üretmesi için bir şans sunmaktır. Tüketim sorunlarına biraz daha gerçekçi yaklaşarak onların çözümü konusunda daha odaklı ve daha uygulanabilir fikirleri hayata geçirmek TCR’nin yani dönüşebilir tüketici araştırmalarının asıl hedefidir.

Transdisipliner bir yaklaşım
Dönüşebilir tüketici araştırmalarından önce, bu tarz araştırmalar anketler ve odak grupları oluşturularak yapılırdı. Aynı zamanda bu araştırmalar pazarlamacı, antropolog, tıbbi araştırmacı ve halk sağlığı uzmanı gibi tek bir alanda uzmanlıkları olan araştırmacılar tarafından yönetilirdir. Bunun sonucunda ortaya çıkan sonuçlar da akademik dergilerde yayınlanırdı. Fakat dönüşebilir tüketici araştırmaları sosyal problemlerin çok daha karmaşık olduğunu ve bu yüzden tek bir çözümden daha öte bir yaklaşım gerektiğini ortaya koymuştur. Bunun sonucunda ortaya çıkan Transdisipliner yaklaşım farklı disiplinlerden gelen kişilerden araştırma takımları oluşturur ve bu şekilde tüketim ile alakalı problemlere her açıdan çözüm getirebilecek sonuçlar ortaya koyar.

Umudu kaybetmeyin
Bu tarz sorunlara pratik çözümler getirme sözü aslında saygı duyulacak bir şeydir. Fakat bu araştırma yönteminin fonksiyonel zorluklarını da göz ardı edemeyiz. Transdisipliner dediğimiz farklı disiplinler arası büyük araştırma takımları oluşturmak o kadar kolay bir şey değildir. Bu kadar büyük takımları oluşturabilmek için önce iyi bir maddi kaynak gerekir. Bu da özellikle eski tarz, tek alanda takılı kalan projeleri destekleyen kurumların tercih edeceği bir şey değildir. Ayrıca bu tarz büyük araştırma gruplarını eşit seviyede yönetmek farklı ve yeni bir yaklaşım gerektirir. Kendi alanında iyi olan bu kadar fazla akademisyeni ve bilim insanını beraber çalışmaya ikna etmek ve onları verimli bir şekilde çalışmaya yönlendirmek başa gelebilecek zorluklardan biridir. Ama yine de akademisyenler ümitlerini hiçbir zaman kaybetmezler. Bunu biliyoruz.

Share Button