SCIgen ismindeki yazılımın sebep olduğu sonuçları bir önceki yazımızda paylaşmıştık; konuyu biraz daha açalım. Birçok kuruluşun veri tabanında sahte “akademik” ve “bilimsel” makalelerin olduğu ortaya çıkmıştı. Son olarak IEEE (Institute of Electrical and Electronic Engineers) 100’ün üzerinde bilimsel makaleyi veri tabanından çıkarmıştı. Peki, sahte makale avı bitti mi, yoksa SCIgen tahmin etmediğimiz daha başka kuruluşları da kandırdı mı?

Sahte makaleleri ilk fark eden kişi

2005 yılında MIT araştırmacıları tarafından yaratılan SCIgen, anlamsız bilimsel makalelerin kontrol edilmeden birçok kuruluş tarafından kabul edildiğini göstermek için yazılmıştı. O tarihten itibaren çok sayıda bilimsel görünüşlü sahte ve anlamsız makale akademik çalışmalara kaynak olarak gösterildi. 2010 yılında Cyril Labbé ismindeki bir Fransız bilgisayar bilimci, Ike Antkare ismi altında SCIgen’i kullanarak sahte bir bilimsel makale oluşturdu. Google’ın akademik veritabanı Google Scholar’ı da manipüle etmeyi başaran Labbé, sisteme kabul edilen bu çalışma ve kullandığı mahlas ile sitede en çok referans gösterilen 21. yazar oldu. Bu rakam size az mı geldi? O zaman şöyle belirteyim: Einstein 36. sırada!

Bu çalışma aslında çok güvendiğimiz bazı kaynakların nasıl kolayca kandırılabildiğini açıkça gözler önüne seriyor. Labbé aynı zamanda bir yazının özgün mü yoksa sahte mi olduğunu tespit eden bir sistem geliştirmiş. Siz de eğer elinizdeki veya veri tabanınızdaki bir bilimsel makalenin sahte olduğundan şüpheleniyorsanız, dosyayı scigendetection.imag.fr adresine gönderebilirsiniz.

100-Gibberish-Papers

Ne kadar sahte makale var?

Son olarak IEEE’nin sisteminde 100’ün üzerinde sahte makale bulunmasıyla tüm gözler dünyaca ünlü bu kuruma yöneldi. Sisteme kabul edilen sahte makale sayısı henüz tam olarak bilinmiyor ama IEEE’den gelen açıklamaya göre tüm sahte makalelerin kaldırılması için büyük bir çalışma başlatılmış durumda. Aynı zamanda makale kabul süreçlerini ve yöntemlerini de tekrar gözden geçiriyorlarmış.

Akademik ve bilimsel çalışmalar, İngilizcede “peer review” denen bir sistem ile kontrol ediliyor. Türkçeye akran denetimi veya hakem denetimi olarak çevirebileceğimiz bu yöntem kısaca bir yazarın akademik çalışmasını aynı alanda uzman olan kişilerin incelemesine sunma sürecidir. Birçok saygın bilimsel yayıncı tarafından da kullanılan bu yöntemin güvenilirliği en son çıkan sahte makale skandallarıyla sarsıldı. Bu kontrol sisteminin iyi çalışmadığı yönündeki eleştirilerini daha önce de dile getiren yazarlar ve akademisyenler, bu son çıkan olaylardan sonra eleştirilerin dozunu arttırdılar. Aslında bu konuda haklılar çünkü özgün bilimsel çalışmalar yapmak isteyen çok sayıda gerçek akademisyen ile sahtelerini ayıracak güvenilir bir denetim mekanizmasına şiddetle ihtiyaç var.

Share Button