Akademik bir araştırma, gerçek ve temel bilimsel doğruların takip edilebilmesine bağlıdır. Fakat günümüzde araştırma tanımı da şartlara göre değişmiş, hiç de beklenmeyen ve istenmeyen bir yöne kaymış durumdadır. Artık araştırmalar, bilime katkısına göre değil, kişisel ödüller üzerine kurgulanmaktadır. Çünkü akademik araştırma dünyası oldukça rekabetçi bir piyasa haline gelmeye başlamıştır ve bu da doğal olarak, insan tabiatının “az iş, çok para” mekanizmasını, fark ettirmeden harekete geçirmiştir.

Bugün akademik dünyada, en çok rekabete neden olan konu, araştırmalara fon sağlama yani para bulma konusudur. Aynı zamanda, araştırmacıların kurumlarda kadrolu bir pozisyona yerleşme çabaları da işin tuzu, biberi olmuştur.  Tüm bunların sonucunda, ne yazık ki, etik faktörler kaybolmakta, bazı araştırmacılar var olmayan veri üretme yoluna sapmaktadırlar. “Neden böyle?” diye sorduğunuz da ise, verilen cevap çoğu zaman şöyle oluyor: ‘’Makalemin yayınlanması için çok baskı altındaydım, zaten herkes de böyle yapıyor!’’

Hileli oyun

Ekonomist dergisinde, 2013 yılında yayınlanan bir makale, bize durum hakkında daha da fazla bilgi vermektedir. Buna göre:

  • Her yıl, altı yeni doktora mezunu, her akademik iş için birbirleri ile yarışmaktadır.
  • Sektördeki lider yayıncıların makale ret oranları % 90’ın üzerindedir.
  • Her yıl yayınlanan makalelerin, sadece % 14’ü olumsuz sonuçlar üreten araştırma makaleleridir.
  • Bir araştırmanın para yardımı alabilmesi için yaşlanma, alkol tüketimi ya da kilo kaybı gibi konular ile, medyayı bağlaması gerekiyor. Hatta Alzheimer ya da Parkinson gibi güncel bir konuyu ele alırsanız, şansınız daha da yükseliyor.
  • Daha fazla mantığa aykırı bulgu, daha fazla yayınlanma şansı getiriyor.
  • Makalenizin yayınlanması için tecrübeye sahip olmanız gerektiği söyleniyor fakat gelin görün ki, tecrübeye sahip olmak için de makalelerinizin yayınlanması gerekiyor.

Profesyonelliğin kaybolması

Günümüzde maalesef akademisyenler kendi meslektaşlarından da çok yardım görememektedirler. Birçok tecrübeli araştırmacı, alanlarında tek olmak adına, kendi veri setlerindeki belli bölümleri açıklamıyor. Bu da doğal olarak,  yeni bir araştırmada bu verilere sahip olması gereken başka araştırmacıları yavaşlatıyor. Örneğin 2012 yılında, bir biyoteknoloji firması olan Amgen’deki araştırmacılar, 53 kanser araştırmasının sadece 6’sından belli sonuçlar elde etmeyi başardılar. Peki diğer 47 araştırma ne olacak?

Yine Ekonomist dergisine göre, 2000 ile 2010 yılları arasında yaklaşık 80 bin hastanın katıldığı klinik deneyler, bazı hatalar ve verilerdeki uygunsuzluklar yüzünden geri çekilmiştir!

Paylaşmak bu kadar zor olmamalı

Eğer şöhret olma isteği, araştırmanın bütünlüğüne tercih edilirse, güven kaybolur. Rekabet veya önde olma gerekçesiyle, araştırma verilerini gizlemenin akademik dünyada bir mantığı ve açıklaması yoktur.  Araştırmanızdan elde ettiğiniz tüm sonuçları meslektaşlarınıza göstermeye ve onun üstüne bir şeylerin inşa edilmesine hazır olmalısınız. Araştırmanın sadece bir bölümünü paylaşmak hem zaman hem de kaynak israfı olacaktır.

ddddd

Share Button