Daha önceki yazılarımızı takip edenler bilir. Bilim ve akademik yayıncılıkta “impact factor”yani “etki faktörü” denen bir kavram vardır. Kısaca tekrar açıklamak gerekirse, etki faktörü bir dergideki makaleye yapılan atıf sayısı ile hesaplanır. Bu yöntem uzun bir süredir bilim insanları tarafından tartışılmakta ve çoğu tarafından da yeterli bir kontrol aracı olarak görülmemektedir. Hatta Nobel ödülü almış bilim insanları Dr. James Rothman ve Dr. Randy Schekman, akademik yayıncılıkta bu etki faktörünün üzerinde fazla durulduğunu ve bu yöntemin bir araştırmacının üretkenliğini ölçmek için adil bir ölçüt olmadığını düşünüyorlar. Aslında buraya kadar her şey normal ve doğru fakat akademik yayıncılık farklı bir yönteme hazır mı?

che

Etki faktörü neden bu kadar popüler oldu?

Bilim yayıncılığında etki faktörünün bu kadar popüler ve geçerli olmasının birkaç farklı nedeni var. Bunlardan birincisi bilimin kendisinin gün geçtikçe tarafsız ve nümerik olarak ölçülebilecek bir sınıflandırma sistemine ihtiyaç duyması, aynı zamanda da araştırmaları yapan bilim insanlarının üretkenliğini ve kariyerlerini ölçmek ve sınıflandırmak. Diğer bir neden ise araştırmacıların hibe fonların azlığından, bürokrasiden ve diğer zaman harcayan sorumluluklardan sıkılmış olmaları. Aslında ideal olanı araştırmacıların bilime yaptıkları katkılar ile değerlendirilmeleri, hangi dergilerde yayın yaptıklarıyla değil. Fakat zaman azlığından dolayı etki faktörü, adayları değerlendirmek için kolay bir yola dönüşmüş durumda. Bu yanlış mı? Evet, yanlış fakat bu durumu tersine çevirmek de hiç kolay değil.

Günümüzde hakemlik süreçleri çok titiz olan ve bu yüzden yayınladıkları makaleler güvenilir olan bazı dergiler veya yayıncılar var. Tabii ki bazı iyi araştırmalar da hiç adı duyulmamış dergilerde yayınlanabilir veya tam tersi olabilir. İşin gerçeği şu ki bir yayıncı hiyerarşisi var: Etki faktörü yüksek olanlar ve olmayanlar. Asıl sorulması gereken soru şu: Bu sistem nasıl daha iyi olabilir?

Açık erişim sistemi bilimsel dergiler arasındaki ayrımı kaldırabilir. Günümüzde her şeyi internete koyduğumuza göre akademik yayınların da herkese açık ücretsiz bir şekilde yayınlanması bir çözüm olabilir. Hatta bu sayede hakemlik sistemine bile gerek kalmaz. Fakat bu yöntem her bilimsel alanda işe yarar mı?

Araştırmacıların zaman darlığı

Bilim günümüzde birçok uzmanlık dalına ayrıldı ve bilim insanlarının da yayınlanan güvenilir araştırmalar üzerinde çalışmaları gerekiyor. Daha açıkça söylemek gerekirse güvenilir verilere ihtiyaç duyuluyor. Açık erişim sistemine konan her çalışma daha önceden denetlenmediği için verilerin güvenilirliği konusunda ciddi şüpheler ortaya çıkıyor. Genelde araştırmacıların diğer kaynaklardan gelen verilerin geçerliliğini kontrol edecekleri yeterli kaynağı ve zamanı olmuyor ve çoğu zaman bir araştırma için başka bir araştırmadan gelen verilere güveniliyor. Bu yüzden bir kontrol sistemi oldukça önemli!

Bu yüzden yayıncılıkta radikal bir değişikliğe gitmeden önce araştırmacıların yaşadığı zorluklar göz önüne alınmalı. Daha sonra akademik yayın ilkeleri için daha verimli bir yol mutlaka bulunur.

Share Button