Her akademisyenin veya bilim insanının hayali en itibarlı bilim dergilerinden birinde makalelerinin yayınlanmasıdır. Bu onlar için hem isim yapmak hem de kariyerlerinde ilerlemek açısından önemlidir. Kimse de onları bu yüzden suçlayamaz, değil mi? Fakat burada suçlanabilecek birileri de yok değil. Bunlar; Nature, Cell ve Science gibi, akademisyenlerin yayın yapmaya can attığı bilim dünyasının o en rağbetli dergileri ve bunların yayıncıları. Akademisyenlere gayet itibarlı birer platform sunan bu dergiler niye suçlu olsun ki?

Rağbetli yayıncıların verdiği zarar

Nature, Cell ve Science gibi yayıncılar bilim dünyasında sadece en iyi araştırmaları yayınlayan artık isimleri kalite ile özdeşleşmiş dergilerdir. Bilimsel araştırmalar için yapılan finansman ve görüşme toplantıları genelde bu dergilerdeki araştırmaları referans alır. Yani bu dergilerde bir araştırmanız yayınlanmışsa, projenize fon sağlamanız çok daha kolaydır. Aynı zamanda akademik kariyerinizde bir adım daha yukarı çıkmanızı kolaylaştırır. Fakat iyi kalitede makaleler yayınlayan dergiler de sadece bunlar değildir.

nature, cell, science

Bu tarz “popüler” yayıncıların eleştirildiği konu ise verdikleri teşvikler. Rağbetli dergi olmanın birinci kuralı rağbet gören konuları işlemektir mantığından yola çıkan bu yayıncılar, bilim dünyasında daha çok ilgi çeken konuları yayınlıyor ve bunlar için de akademisyenlere belli teşvikler veriyor. Teşvik derken çok büyük paralardan söz etmiyoruz. Aslında verdikleri en büyük teşvik sayfalarında o yazarın makalesini yayınlamak. Yani kendi popülerliklerini çok iyi kullanıyorlar. Fakat önemli bir noktayı da atlıyorlar, en çok rağbet gören araştırma en iyi araştırma demek değildir!

Büyük bilimsel yayın grupları, markalarını en önemli araştırmaları yayınlamaktan çok, olabildiğince fazla abonelik satmak üzerine kuruyorlar. Bu da bilim dünyasında bir kısır döngü yaratarak yeni araştırmaların önünü kesiyor. Bu dergilerin etkilerini hiç de göz ardı etmeyin! Sırf dergi istedi diye kendi araştırmasını bırakıp istenen başka bir konuda makale yazan birçok araştırmacı var. Yüksek etki faktörü nelere kadir, iyi bir örnek daha.

Yayıncılık kriterleri değiştirilebilir mi?

İtibarlı yayıncılar ve etki faktörü meselesi her ne kadar eleştirilse de şu an için bu sistemi tamamen değiştirmek çok zor. Fakat nasıl daha iyiye gidilebileceği yönünde çalışmalar yapılabilir. Burada en büyük rol, finansman sağlayan kurumlara ve üniversitelere düşüyor. Onlar makalelerin nerelerde yayınlandığından daha çok araştırmanın kalitesi ve bilime olan katkısına bakarlarsa bu iş çok daha iyi bir noktaya gidebilir. Aynı zamanda bilim insanları da kendi araştırmalarının arkasında durmalı ve popüler yayıncıların her dediğine kanmamalıdırlar. Eğer bu dergilerin hükümranlığı kırılırsa hem bilimin kendisi hem de bilim insanları için çok daha iyi günler gelebilir.

Image Credit: http://videnskab.dk/kultur-samfund/science-og-nature-bliver-mindre-vigtige

Share Button