Görev süresi konusu, akademik dünyada oldukça tartışılan bir konu olmaya başladı. Görev süresi kavramı, 18. yüzyılda dini okullardaki akademik özgürlüğü korumak için ortaya çıkarılan bir kavramdır. Yani, ne olursa olsun bir akademisyen görev süresi bitmeden okuldan uzaklaştırılamıyordu. Hatta görev süresi içinde bir akademisyenin deneme süresi  on yıl kadar sürebiliyordu. Geçmişte bilim insanlarının iş güvenliğini sağlamak için ortaya atılan bu kavram, günümüzde bazı sıkıntıları da beraberinde getiriyor.

giftofficerproductiviy

Bunun haricinde, bir de ‘’İzleme’’ diye bir süreç var. Bu süreçte, akademisyenin sürekli bir kadro alabilmesi için, göreve başladıktan sonraki ilk birkaç yıl içinde, belli beklentileri karşılaması hedefleniyor. Bu da oldukça sıkı bir çalışma gerektiriyor.

Artık eskisi gibi değil
Akademisyenlerin görev süreleri artık eskisi gibi çok korunaklı bir alan değil; özellikle de aşağıdaki bazı ekonomik gerçekler dikkate alındığında!

  • Kurumda bir bütçe kesintisi yaşandığında, yöneticiler, ilgili departmanda bulunan akademisyenin görev süresini rahatlıkla sonlandırabilir.
  • Görev süresi uzamış kişiler, genç meslektaşlarına kıyasla daha düşük verimlilik düzeylerinden dolayı eleştirilere maruz kalabilirler.
  • Yeni teknolojileri benimsemek konusundaki isteksizlikleri, eleştiri konusu olabilir.

Görev süresi uygulaması pahalıdır
Bir akademisyen için uzun dönem bir sözleşme yapmak, kurumlar için uzun süreli kredi almak gibidir. Bu parayı ya ödeyeceksiniz ya ödeyeceksiniz! Bu durum da, doğal olarak maddi bir külfet getiriyor. Bunun sonucunda, onca maaş aldıktan sonra, kadrolu öğretim görevlileri düşük performans sergilediklerinde hemen eleştiriliyorlar. Çünkü fakültenin verimliliği düşüyor. Ayrıca uzun vadeli maaş sözleşmeleri, kurumsal performansı sınırlayan bütçe kısıtlamaları da oluşturuyor.

Demode bir kavram
UCLA, Yükseköğretim Araştırma Enstitüsü’nde yapılan bir araştırmaya göre, fakültelerin %38’i, görev süresini demode bir kavram olarak görmektedir. Örneğin, 1997 yılında Oregon’da, düşük performans gösteren eğitmenlere, performanslarını arttırmaları durumunda iki yıllık yenilenebilir sözleşme sunan görev süresi kaldırıldı. Görünen o ki düşük performans kriterleri, teknoloji kapasitesi ve bütçe baskısı arttıkça modifiye edilmeye devam edecek.

Aslına bakarsanız en iyi performans gösteren öğretim üyelerinin bile, iki yıllık yenilenebilir sözleşmelerine rağmen kendi kurumlarına sadık kalması için çok az teşvik var. Diğer kurumlardan gelen cazip teklifler, ileride yüksek oranlarda akademisyen transferine neden olabilir. Sonuç olarak, artık kimse verimsiz olan kişilere para ödeyerek bütçe sıkıntısı içine girmek istemiyor. Ancak konunun bir de çalışan hakkı boyutu var ki, bu da değerlendirilmesi gereken ayrı bir durum. Tüm bu şartlar dikkate alındığında, hem fakülteleri hem de akademisyenleri koruyan, yenilenmiş bir tasarıya ihtiyaç olduğu yadsınamaz bir gerçek.

Share Button