Akademik araştırmaların kendilerine özel bazı temel değerleri vardır. Doğruluk, bütünlük, geçerlilik gibi kavramlar bunlardan bazılarıdır. Fakat gelin görün ki günden güne artan akademik makale ve araştırma sayısı ile akademisyenlere bu konuda yapılan baskılar bir takım problemleri de beraberinde getirmeye başladı. Aslında bu problem iki yönlü çünkü araştırma kalitesi ve anlatım kabiliyetinin yanında artık bir akademisyenin itibarı ne kadar sıklıkla araştırma yayınladığı ile de doğru orantılı olarak değişiyor.

Risk management flow chart on paperYıllar geçtikçe akademik dergiler artarken burada yayınlanan araştırmaları kontrol edecek hakemlerin sayısı aynı oranda artmadı. Bunun sonucu sizce ne oldu? Ben söyleyeyim, baştan savma ve sahte araştırmalar! Buna bir de dergilerin ilk biz yayınlayalım hevesi ile araştırmacılara yaptığı baskılar eklenince ortaya doğal olarak kötü sonuçlar çıktı. Peki, bu durumla nasıl başa çıkılır?

Performans ölçümleri değişmeli
Akademik araştırmacıların performans metriklerini değiştirmek veya güncellemek bu konuda atılabilecek önemli adımlardan biridir. Örneğin çoğu ülkede bir araştırmacının başarısı performansına göre ölçülür, performansı da genellikle belli bir zaman diliminde ne kadar araştırma ve makale yayınladığı ile birebir ilgilidir. Eğer o sayıyı yakalamazsa hemen kovulur. Abarttığımı düşünmeyin çünkü Amerika’nın birçok eyaletinde durum böyle! Bu durum doğal olarak araştırmacıları hata yapmaya hatta bazı durumlarda sahte veriler kullanmaya kadar itmiştir. Çözümü ne derseniz, basit: Araştırmacıya görev süresi tanımak. Araştırmacıya belli bir süre boyunca çalışabileceği garantisi verilmelidir. Ve o süre içinde yayınlayacağı araştırma sayısını da kendisi belirlemelidir. Performans ölçüsü de sayı ile değil bilime yaptığı katkı ile ölçümlenmelidir.

Tekrarlanabilirlik
Bilim laboratuvarlarında yapılan araştırmaların neredeyse yüzde ellisi tekrardan gerçekleştirilemiyor. Çünkü kullanılan veriler ve yöntemler açık bir şekilde herkes ile paylaşılmıyor. Yani araştırmanın sağlaması başka bilim insanları tarafından yapılamıyor. Bu da daha hatalı araştırmaların ortaya çıkmasına ve sahte veriler kullanan kişilerin aklanmasına sebep oluyor. Bu yüzden, yapılan araştırmaların sonucunda tüm veri ve yöntemleri açıklamak zorunlu kılınmalıdır. Hakem denetimi buna göre yapılmalı ve bu kurallara uymayan araştırmalar denetimden geçmemelidir.

Hakem denetimi geliştirilmeli
En önemli konulardan biri de hakem denetimi aşaması. Hakem denetiminde hakemlerin daha detaylı ve istekli olarak bu görevi yerine getirmeleri sağlanmalı ve buna teşvik edilmeli. Örneğin hakemlere bu konuda belli bir para ödenebilir, bu sayede hem yaptıkları işin karşılığını aldıklarını düşünür hem de daha istekli olurlar. Bildiğiniz gibi denetimi yapan hakem ile araştırmanın yazarı birbirlerini tanımazlar genellikle, özellikle yazar hiçbir şekilde hakemi tanımaz, tanımamalıdır da zaten. Fakat denetimi yaptıktan sonra neden bu hakemlerin isimleri de araştırmanın bir yerinde yazmıyor? Anonim olarak kalmaları çok doğru değil çünkü eğer onların da isimleri araştırmada yazarsa daha da dikkatli denetim yapmaya başlarlar çünkü kimse denetleyen kişi olarak kendi isminin yazıldığı bir araştırmanın hatalı çıkmasını istemez.

Share Button