Bir akademisyen olarak, kariyeriniz boyunca çok sayıda konferansa katılacaksınız. Alanınızla ilgili katıldığınız bu konferans veya toplantılarda, konuşma şansınız da mutlaka olacaktır. Özellikle kariyerinizde biraz ilerledikten sonra, tecrübelerinizden yararlanmak isteyen birçok kişi ve kurumlardan teklifler alacaksınız. Hatta bu sayede, kendi alanınızda ünlü bir akademisyen bile olabilirsiniz; tabi eğer konuşurken ve özellikle konuştuktan sonra gelen sorularla puan kaybetmezseniz!

Konferanslarda Sorulan Sorulara Nasıl Cevap Verilir

Bir konferansa konuşma yapmak için çağrıldığınızda, işin konuşma kısmı, aslında kolay olan bölümüdür. Çünkü zaten ne hakkında konuşacağınızı biliyor ve önceden konuşmanıza hazırlanmış oluyorsunuz. Başınıza gelebilecek en kötü şey, konuşurken tökezleyip yere düşmek veya hazırladığınız sunumu evde unutmak olabilir. İşin zor kısmı, konuşmadan sonra yer alan soru-cevap bölümüdür. Bu bölümde gelen kritik sorulara verdiğiniz cevaplar, yaptığınız konuşmanın da bir sağlaması olacaktır. Bu yüzden hazırlıklı olmanızda fayda vardır. Genel olarak üç tuzak soru tipi vardır:

  1. Soru yok!

En çok başa gelen olaylardan biri de soru sormak için kalkan birinin soru sormamasıdır. Genelde bu kişilerin yapmak istedikleri, kendi çalışmaları hakkında konuşmak ve gelenlere kendilerini tanıtmaktır. Çok uzun cümleler kurarak, ilk önce kendilerini anlatırlar, fakat cümlenin sonunda hiçbir soru ortaya çıkmaz.

Böyle durumlarda sakin olmak gerekir. Öncelikle kişinin söylediği şeyleri bir iki cümle ile özetleyin ve tekrar edin. Bu hareket, karşınızdakini dinlediğinizi gösterir. Eğer konudan çok koptuysanız, soruyu tekrar etmesini isteyebilirsiniz. Bu genelde iyi bir taktiktir, çünkü ikinci seferde çok fazla uzatmadan konuyu toplayarak soruyu sorarlar.  Eğer soru, konunuz ile çok alakalı değilse, soruya daha iyi cevap verebilecek birini önerebilirsiniz.

  1. Bence yanlışsınız!

İkinci tür sorular, genellikle eleştiri şeklinde gelir. Bunlar genelde tanımadığınız yabancı kişilerden gelen sorulardır. Kimden gelirse gelsin, her zaman bu tür eleştirilere ve sorulara karşı hazırlıklı olmalısınız.

Cevap vermeden önce, ilk olarak şunu hatırlayın: Siz alanınızda uzman bir kişisiniz ve bu yüzden buraya çağrıldınız. Karşı geldikleri noktaları net bir şekilde belirleyin. Örneğin, eğer yöntemlerinizin yanlış veya hatalı olduğunu düşünüyorlarsa neden bu araştırma yöntemlerini seçtiğinizi açık bir şekilde izah edin. Eğer ortaya koyduğunuz argümanları yanlış anlıyorlarsa, nezaketi elden bırakmadan argümanlarınızı, üstüne basa basa, tekrar açık bir şekilde ifade edin. Bu cevapları verdikten sonra, genellikle de karşı taraf ısrarla bir soru daha sorar. Eğer kendi istediği cevapları alamadığı için ısrar ediyor ve kabalaşıyorsa, sakin bir şekilde yorumları için teşekkür edin ve başka bir soru alın.

  1. Soru konunuz ile tamamen alakasız

Eğer üzerine konuştuğunuz ve uzmanı olduğunuz alan dışında, tamamen alakasız bir soru geliyorsa, kibarca, sorulan sorunun konu ile ilgisi olmadığını belirtin. İki farklı argümanı yanlış bir şekilde bağladığını, soru soran kişiye söylemeniz sizi de zor durumdan kurtaracaktır.

Sorulan sorular karşısında sinirlenebilirsiniz ki bu çok normaldir. Ancak, ne kadar çok bu tarz tuzak sorular alırsanız, onları başınızdan savma konusunda da o kadar tecrübe kazanırsınız. Şunu her zaman hatırlayın: Alanınızda uzman olan kişi sizsiniz, onlar değil.

 

Share Button