Kusurlu bir araştırma, kasten yapılmış hileli veya hatalı diyebileceğimiz araştırmalardan bazı yönlerden farklıdır. Bunu anlayabilmek için de araştırmaya farklı yönlerden bakmak gerekir. Örneğin:

  • Bazen mevcut bir araştırmada görülen boşluk aslında doğru değildir.
  • Eğer araştırma takımının deneyimi ve tecrübesi az ise, araştırma protokolü de buna göre zayıflatılmış olabilir.
  • Fonlama veya kaynaklarda bir eksiklik olması da araştırma protokolünün zayıflamasına neden olur.
  • Araştırmalar hatalı veri setleri üzerine kurulmuş olabilir.
  • Araştırma sonuçlarının tekrar edilemiyor olması da başlı başına bir sorundur.
  • Yeni bir çalışmanın dayandığı temel araştırmanın, kendi zayıf veri setlerine sahip olması olabilir.
  • Çalışmadan toplanan verinin zayıf bir şekilde analiz edilmesi ve hataların diğer araştırmalara aktarılmış olması olabilir.

Scientists at Entrance to Maze in HeadTekrarlanamama sorunu
Bazı raporlardan elde edilen bilgilere göre 53 bilimsel araştırmadan sadece 6’sı kanser araştırmaları ile ilgilidir. Başka bir rapora göre ise 67 araştırma çalışmasının sadece %25’i tekrar edilebilir durumda. Tekrar edilebilirlik bilimsel ve akademik çalışmalardaki en önemli doğrulayıcı unsurdur. Eğer sizin elde ettiğiniz verileri bir başkası aynı yöntemleri kullanarak elde edemiyorsa hem sizin hem de çalıştığınız kurum için ciddi bir itibar kaybı olur. Bu yüzden araştırmalardaki veri setlerini doğru kullanmak ve örnek gruplarını mümkün olduğu kadar fazla tutmak önemlidir. Örneğin 2000 yılından 2010 yılına kadar 80,000 hastanın katıldığı bazı araştırma bazlı klinik deneyler daha sonra çıkan hatalar ve negatif etkiler üzerine geri çekilmiştir.

Para sorunu
Kusurlu araştırmalara dayanan çalışmaları tamamen reddetmek finansal olarak çok tercih edilebilir bir şey değildir. Yayıncı tarafından baktığınızda bazı kusurlu araştırmaların kabul edildiği zaten bilinen bir durumdur. Yukarıda verdiğimiz rakamlara baktığımızda ise ne kadar fazla kusurlu araştırmanın yayınlandığını zaten net bir şekilde görüyoruz. Bazen hem prestij ve hem de ekonomik nedenlerden dolayı kusurlu bir araştırma örtbas edilebiliyor. Bu yüzden nakit akışını ve zaten kırılgan olan itibarı korumak için kusurlu araştırmalara izin veriliyor.

Kalite sayıdan daha önemli
Bu soruna çözüm bulabilmenin tek yolu kalite algısını yüksek tutmaktır. Gerçekten iyi bir araştırma çalışması yürütmek ve ortaya tekrar edilebilir sonuçlar çıkarmak bu yaraya tuz basmanın en kolay aynı zamanda en uygulanması gereken yoludur. Bu yüzden ‘’Ne olursa olsun yayınla ya da yok ol’’ baskısını değiştirmek bunun yerine ‘’Kalite bir araştırma yayınla ya da yok ol’’ mantığını getirmek en doğrusu olacaktır. Ayrıca araştırma protokollerinin ve yöntemlerinin de tüm takım üyelerine şeffaf bir şekilde aktarılması gerekiyor.

Tabii bunu yapmak bir iki kişinin elinde de değil. Tüm akademi dünyası olarak herkesin işe bu mantıkta bakması gerekir yoksa yayıncıların elinde oyuncak olmaktan daha bir süre kimse kurtulamaz.

Share Button