HiRescopy

İşbirliği mi yoksa rekabet mi?

Akademi dünyası, hepimizin bildiği üzere, birbiriyle işbirliği içinde olan bir grup profesyonelden oluşuyor. Ancak günümüzde fırsatların gittikçe azalması nedeniyle, bu işbirliği yavaş yavaş yerini mutlak bir rekabete bırakıyor. Bu da ister istemez veri paylaşımı konusunu gündeme getiriyor. Acaba akademisyenler arasındaki işbirliğine iyi bir örnek oluşturan veri paylaşımı da bu rekabetten payını alacak mı?

Araştırma verileri paylaşılmalı mı?

Araştırma verilerinin paylaşılması, elbette ki birçok avantajı da beraberinde getirir. İlk olarak, herkes araştırmayı yapan kişinin çalışmasından haberdar olur. Bu da araştırmacının tanınmasını ve işbirliği yapabileceği diğer araştırmacılarla iletişime geçmesini kolaylaştırır. Bunun sonucundaysa, yazar başka araştırmalara katılarak ortak yazar olmak için yeni fırsat kapılarını açmış olur.

İkinci neden ise, gereksiz yere tekrarlayan çalışmaların önlenmesidir. Bu, daha çok akademisyenler topluluğuna yönelik bir gerekçedir. Veriler yaygın olarak paylaşılmazsa, aynı konuda birden fazla çalışma eş zamanlı olarak yürütülebilir. Bu da sayısı gitgide azalan araştırma fonlarının etkin bir şekilde kullanılmasına engel olur. Kısacası, veri paylaşımı hem zaman, hem de para tasarrufu sağlar.

Verilerin paylaşılması, bilimsel ilerleme sağlamak, başkalarını paylaşmaya teşvik etmek, çalışma alanında bir standart oluşturmak, araştırmaların kalitesini yükseltmek, daha kolay geri besleme almak, akademik sahtekârlığı azaltmak ve çalışmanızın şeffaflığı ve güvenilirliği konusunda olumlu bir imaj yaratmak açısından önemlidir. Ancak bu işin bir de öteki yüzü var…

Potansiyel çıkar çatışmaları

Elbette ki, veri paylaşımının getirdiği avantajların yanı sıra dezavantajları da vardır. Hatta bunlar, çıkar çatışmasına neden olacak boyutta bile olabilir. Söz konusu dezavantajlar kısaca şöyle özetlenebilir:

  • Yayın hakkı ile ilgili kanuni engeller: Fon sağlayan kurum ya da kişiyle yapılan sözleşmeye bağlı olarak, araştırmanın veri mülkiyeti çeşitli taraflara ait olabilir. Bu sözleşmelerde, verilerinizi nerede yayınlayıp yayınlayamayacağınıza dair hükümler yer alabilir.
  • Sizden önce davrananlar olabilir: Araştırmanız henüz meslektaşlarınız tarafından incelenirken, verileriniz bugünkü açık erişim dergilerinde kolayca kamuya açılmış olabilir. Bu da, başkası tarafından patentleme ihtimalini gündeme getirir.
  • Gizlilik ve diğer kullanım kurallarına uyma: Günümüzde, data paylaşımı geçmişe göre çok daha kolay bir hale geldi. Özellikle internet sayesinde elimizde bir sürü seçenek var. Ancak gizlilik ve benzer kullanım şartları gibi göz ardı edilmemesi gereken noktalar da bulunuyor.
  • Verilerin yanlış yorumlanması ve yanlış kullanımı: Verilerinizi dosyalar aracılığı ile paylaşırken, yanlış kullanımı engellemek amacıyla mutlaka dataların doğru şekilde kullanımı konusunda birtakım talimatlar yazmalısınız.

Anketler sonucunda, araştırmacıların gerek klinik deneylerde, gerekse diğer araştırmalarda veri paylaşımına sıcak bakmamalarının diğer nedenleri ise şöyle sıralanmıştır:

  • Belgeleme ve temizleme için zaman harcamak istememeleri,
  • Kullanıcıların sorularına cevap vermek için zaman harcamak istememeleri,
  • Referans almayacak olmaları,
  • İdarecilerden onay almak için zaman harcamak istememeleri,
  • Gelecekteki yayınları kaybetme ihtimali,
  • Rakiplerin avantajlı konuma geçmesini istememeleri

Destek ve teşvik gerekli

Aslında, bilginin herkes için erişilebilir olması esastır. Bu yüzden, veri paylaşımına da bu mantıkla bakılabilir. Ancak veri paylaşımına karşı olan araştırmacıların argümanları dikkate alındığında, bir takım önlemlerin alınması gerektiği de açıktır.

Bunların en başında, araştırma verilerine açık erişimin yasalarca düzenlenmesi gelmektedir. Bunun dışında, açık erişim araştırma desteğinin yayınlara ve verilere koşul olarak getirilmesi faydalı olacaktır. Özetlemek gerekirse, bu konuda, resmi makamların desteğine ve dergilerle finansörlerin de teşvikine ihtiyaç duyulmaktadır.

Share Button