Bilim insanlarının çoğuna kariyerlerini neden araştırmaya adadıklarını sorduğunuzda alacağınız yanıt hemen hemen aynıdır. Keşfetmeye olan tutku! Keşfetmek ve yeni araştırmalara başlamak elbette bilim dünyası için motive edici unsurlar ve kimse akademisyenleri bu konuda tutkulu oldukları için suçlayamaz. Fakat bu keşif sürecine paralel yürüyen, akademi dünyasındaki geleneksel yayıncılık sistemi veya politikası bu şekilde devam ettiği sürece keşif süreçlerini engelleyecek bir hal alacaktır.

Ücretsiz makale arşivi

Günümüzde başarılı bir akademisyen olabilmeniz için araştırma makalelerinizin hakem değerlendirmesinden geçmesi ve yüksek etki faktörüne sahip dergilerde yayınlanması gerekiyor. Fakat bu durum bir makalenin başarı ölçütünü belirlerken aynı zamanda da geçmişten gelen sistematik bir kusura da katkıda bulunuyor.

Akademik çalışmaların insanlara ulaştırılmasında ve değerlendirilmesinde açık erişim dediğimiz sistem bu probleme bir çözüm olarak görülüyor. Araştırma makalelerinin ücretsiz olarak internetten herkese açık olduğu bu sistem ile bilim insanları makalelerini daha kısa sürede ve daha verimli bir şekilde paylaşabiliyorlar. Buradaki önemli noktalardan biri, açık erişime sahip sistemlerde yüksek etki faktörüne sahip olan dergilerin kabul ve yayınlama süreleri gibi uzun zaman periyodlarının olmaması. Aynı zamanda kontrol diğer bilim adamları tarafından yapılıp insanların yorumlarına da açık olduğu için sürekli bir iyileştirme söz konusu. Bu sayede araştırmacılar makalelerini kontrol edip gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra tekrar yayınlayabiliyorlar.

Mevcut geleneksel yayıncılıkta kaliteli akademik makalelere ve araştırmalara ulaşmak için yüksek üyelik ücretleri ödemeniz gerekiyor. Makaleleri yayıncı ücretlerinin arkasına saklamak geleneksel yayıncılık sisteminin temel bir kusuru olarak karşımıza çıkıyor. Bu yüzden açık erişim sağlayan dergilerin günümüz dijital dünyasında bir adım daha ileride olduklarına şüphe yok.

open-access-archiving

Çevrimiçi arşiv sistemine geçiş

Ücretsiz, herkese açık bir arşiv sistemine geçmenin en önemli nedenlerinden biri zamanı ve kaynakları daha verimli kullanmaktır. Geleneksel yayıncılığın farklı prosedürlerden dolayı yol açtığı zaman kaybı bu şekilde telafi edilebilir. Aynı zamanda yayıncıların ve bilim insanlarının etki faktörüne olan takıntısı da bu şekilde azalabilir. Çünkü bildiğiniz gibi etki faktörü mevcut yayıncılık sisteminde bir derginin önemini belirlemek için kullanılan en popüler yöntem. Bu da o dergideki makalelere yapılan atıf sayısı temel alınarak hesaplanıyor, bilime yaptıkları katkı ile değil!

Etki faktörü çok tartışılan bir ölçüt olmaya devam ediyor. Bazı araştırmalara göre etki faktörü yüksek dergilerde yayınlanan makalelerin geri çekilme oranı, etki faktörü düşük olanlarda yayınlananlardan çok daha fazla. Bana göre bu bile sistemdeki kusuru gösteren en çarpıcı gözlemlerden biri.

Share Button