Yayıncılık dünyasında yeni bir rekabet, hatta savaş, başladı diyebiliriz. Önceki yazılarımızı takip edenler bilirler, son zamanlarda açık erişimli yayınlar oldukça popüler durumda. Akademik yayıncılık dünyasının geleceği olarak görülen açık erişimli yayınlar, geleneksel yayıncılık sistemini tehdit etmeye başladı. Bunun sonucunda da akademik dünyada taraflar seçilmeye ve kılıçlar çekilmeye başladı.

Çok uzun bir zamandır akademik yayıncılık dünyasında dergi içeriklerine erişim sadece yüksek abonelik ücretlerini ödeyen ufak bir kesime açıktı. Fakat bu işin açık erişimle ücretsiz hale geliyor olması tüm dengeleri alt üst etti ve birileri bu işten oldukça rahatsız. Rahatsız olanlar da, tahmin edebileceğiniz gibi, yayıncılık dünyasının ağır topları. Bazı ekonomistlere göre açık erişim bu milyar dolarlık sektörü bir gecede batırabilecek kadar büyük bir tehlike oluşturuyor.

Belli bir ücret karşılığında akademik makale yayınlamak, özellikle sektörün büyük oyuncuları için oldukça kârlı bir iş modeli. Örneğin, dünyanın en büyük akademik yayıncılarından olan Elsevier 3,5 milyar dolar, Springer ise 1,2 milyar dolar ciro yapmış, 2013 yıllık raporlarına göre. Yani ikisinin toplam cirosu 4,7 milyar dolar. Evet, yanlış okumadınız, milyar dolar. Sanırım bu rakamlar, işin bu yayıncılar için ne derece ciddi olduğunu görmenize yetmiştir. Tabii ki bu ücretlerin %80’ine yakın kısmı üniversitelerin ödediği yıllık abonelik ücretlerinden geliyor.

open-access-archiving

Açık erişimli yayınlarsa genellikle bağışlarla veya kâr amacı gütmeyen kuruluşların destekleri ile hizmet veriyorlar. Zaten maliyetleri oldukça düşük, çünkü herhangi bir fiziksel dağıtım işlemi yapmıyorlar, her şey internetten bir tıkla indiriliyor.

Sosyal medya etkisi

Bu sistemin baş aktörlerinden olan açık erişim yayıncısı Academia.edu 10 milyon üye sayısını geçti ve oldukça da hızlı büyüyor. Sisteminde bulunan tüm makaleler ücretsiz; sizden istenen sadece e-posta adresiniz ile siteye üye olmanız. Bu sitenin akademi dünyasına getirdiği yeniliklerden biri de sosyal medya ile bütünleşme oldu. Bunun sayesinde makaleler okuyucular tarafından online olarak incelenip değerlendirilebiliyor. Bu yeni değerlendirme yaklaşımı geleneksel hakem değerlendirmesi sistemini eleyebilir mi? Bana sorarsanız şimdi olmasa bile yakın zamanda elemiş olacak. Çünkü İngilizcesi “crowdsourcing” olan kitle paylaşımı sistemi, her yerde olduğu gibi akademi dünyasında da dengeleri değiştiriyor. Her araştırmanın ve makalenin ortak tartışmaya açık olması yazının kalitesi açısında daha kötü değil, aksine daha iyi bir sonuç ortaya çıkarıyor. Kaldı ki, Academia.edu’nun kurucusu Richard Price’ın da söylediği gibi, bir araştırmanın kalite ölçüsü makalenin kendisine bağlıdır, nerede yayınlandığına değil!

Share Button